Oysa adalet dediğimiz şey, ulaşılmaz bir yer değil. Ama şunu da kabul etmek lazım: Adalet, sadece haklı olana değil, hakkını doğru şekilde arayana kapısını açar. “Ben haklıyım” demek yetmez. Bunu anlatabilmek, ispat edebilmek gerekir. İşte çoğu insanın düştüğü yer tam da burasıdır.
Günlük hayatta o kadar çok örnek var ki… Arkadaşına güvenip borç verirsin, “aramızda söz yeter” dersin. Sonra o söz unutulur, dostluk bozulur. Ev kiralarsın, sözleşmeyi okumadan imza atarsın. Sonra bir bakarsın hiç beklemediğin bir şartla karşı karşıyasın. İş yerinde hakkın yenir, ama “şimdi ses çıkarırsam işimden olurum” diye susarsın. O suskunluk zamanla daha büyük kayıplara dönüşür.
Bunların hepsinin ortak bir noktası var: Bilmemek ve ertelemek. Şunu açıkça söylemek lazım: Hak aramak ayıp değil, zor da değil. Zor olan, iş işten geçtikten sonra toparlamaya çalışmak. Küçük bir tedbir, çoğu zaman büyük bir sorunu baştan çözer. Yazılı bir belge, doğru bir danışma, zamanında atılan bir adım… Bunlar kimseye yük değil, aksine insanı güvence altına alan şeylerdir.
Adliye kapısı korkulacak bir yer değil. Ama bilinmezlik her zaman korkutur. O yüzden yapılması gereken şey çok basit: Kulaktan dolma bilgilerle değil, doğru yerden, doğru zamanda bilgi almak. Unutmayalım; Adalet, uzak bir ihtimal değil. Ama ona giden yol, biraz bilgi, biraz dikkat ve biraz da cesaret ister.” Bu süreçte elimizden geldiğince kıymetli okurlarımıza bilgilendirici yazılar ile yanında olmaya gayret edeceğiz. Sorularınız, yorumlarınız ve değerli eleştirileriniz için her daim iletişimde olabilirsiniz. Esenlikle kalın, saygılarımla.
Av. Mert YAVUZ