Teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte çocukların yalnızca aile ve okul çevresinden değil, dijital mecralar üzerinden de gündemi takip ettiğini ifade eden Türel, doğal afetler, şiddet ve savaş gibi içeriklerin çocukların duygusal dünyasını doğrudan etkileyebildiğini söyledi.
Erken yaş gruplarında soyut düşünme becerisinin henüz gelişmediğini vurgulayan Türel, çocukların izledikleri haberleri kendi yaşamlarına uyarlayabildiğini belirtti. Bu nedenle bir deprem ya da şiddet haberinin, çocuk tarafından her an başına gelebilecek bir durum gibi algılanabileceğini ifade etti.
Sosyal medyada yer alan doğrulanmamış bilgiler ve abartılı içeriklerin de çocukların gerçeklik algısını olumsuz etkileyebileceğini dile getiren Türel, sürekli olumsuz haber akışına maruz kalmanın kaygı, uyku problemleri ve dikkat dağınıklığına yol açabileceğini söyledi.
Ebeveyn tutumunun bu süreçte belirleyici olduğunu vurgulayan Türel, çocukları tamamen bilgi akışından uzak tutmanın doğru bir yaklaşım olmadığını belirtti. Açıklama yapılmamasının çocukların daha korkutucu senaryolar üretmesine neden olabileceğini ifade etti.
Çocuklarla kurulacak sakin, açık ve yaşa uygun iletişimin önemine dikkat çeken Türel, ebeveynlerin çocukların duygularını ifade etmesine alan tanıması gerektiğini söyledi. Türel, doğru bilgilendirme ve dengeli medya maruziyeti ile çocukların psikolojik dayanıklılığının güçlendirilebileceğini sözlerine ekledi.