TÜİK verilerine göre, geçen yıl Türkiye’de canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374 oldu. Doğan bebeklerin yüzde 51,4’ünü erkekler, yüzde 48,6’sını ise kız çocukları oluşturdu.
İllere göre incelendiğinde, en yüksek doğurganlık hızı 3,15 çocuk ile Şanlıurfa’da görüldü. Şanlıurfa’yı 2,53 çocukla Şırnak ve 2,23 çocukla Mardin takip etti. En düşük doğurganlık hızı ise 1,09 çocuk ile Bartın’da kaydedildi. İzmir, Ankara, Eskişehir ve Zonguldak da düşük doğurganlık oranlarıyla dikkat çekti.
TÜİK verileri, doğurganlık hızındaki düşüşün ülke genelinde yaygınlaştığını ortaya koydu. 2017 yılında toplam doğurganlık hızının 2,1’in altında olduğu il sayısı 57 iken, 2025 yılında bu sayı 76’ya yükseldi.
Doğurganlık hızının Avrupa Birliği ortalaması ise 2024 yılında 1,34 çocuk olarak kaydedildi. Türkiye, 1,42 çocukluk doğurganlık oranıyla AB ülkeleri arasında 11’inci sırada yer aldı.
Eğitim düzeyi yükseldikçe doğurganlık hızının düştüğü görüldü. 2025 yılında en yüksek doğurganlık hızı ilkokul mezunu annelerde 2,51 çocuk olurken, yükseköğretim mezunu annelerde bu oran 1,24 çocuk olarak gerçekleşti.
Kent-kır ayrımına göre bakıldığında ise doğurganlık hızının kırsal bölgelerde daha yüksek olduğu görüldü. Kırsal alanlarda toplam doğurganlık hızı 1,75 çocuk olurken, yoğun kentlerde bu oran 1,33 çocuk seviyesinde kaldı.
Doğum yapan annelerin yaş ortalaması da yükselmeye devam etti. 2001 yılında 26,7 olan ortalama anne yaşı, 2025 yılında 29,4’e çıktı. İlk doğumunu yapan annelerin ortalama yaşı ise 27,5 olarak hesaplandı.
Yaşa özel doğurganlık hızında da değişim dikkat çekti. 2001 yılında doğurganlığın en yoğun olduğu yaş grubu 20-24 iken, 2025 yılında en yüksek doğurganlık oranı 25-29 yaş grubunda görüldü. Bu durum doğumların daha ileri yaşlarda gerçekleşmeye başladığını ortaya koydu.
Öte yandan çoğul doğum oranı 2025 yılında yüzde 3,3 olarak kaydedildi. Bunların büyük bölümünü ikiz doğumlar oluşturdu.