bursagorus.com.tr

Akkuş: Siyasette aile mirası liyakatin önüne geçmemeli

SİYASET

Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Genel Sekreteri Cemal Akkuş, köşe yazısında siyasette aile bağları, liyakat ve “soyadı sermayesi” tartışmasını ele aldı. Akkuş, siyasi makamların aile içinde devredilecek bir miras olmadığını belirterek, asıl meselenin siyasetçilerin çocuklarının siyasete girmesi değil, aile bağlarının eşit rekabeti bozması olduğunu savundu.

Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Genel Sekreteri Cemal Akkuş, kaleme aldığı köşe yazısında siyasette aile bağları, liyakat ve siyasi makamların kuşaktan kuşağa aktarılması tartışmasını gündeme taşıdı. “İktidar Miras Değildir: Siyasette Hanedanlaşma, Liyakat ve Soyadı Sermayesi” başlıklı yazısında Akkuş, siyasetçilerin çocuklarının siyasete girmesinin tek başına sorun olmadığını, asıl tartışılması gerekenin aileden devralınan siyasi avantajların eşit rekabeti bozması olduğunu ifade etti.

Akkuş, bir siyasetçinin çocuğunun da diğer vatandaşlar gibi siyasi faaliyette bulunma, aday olma ve seçilme hakkına sahip olduğunu belirtti. Ancak tanınmış bir soyadının, hazır siyasi ilişkilerin ve miras alınan seçmen bağlılığının adaylara diğer kişilerin sahip olmadığı bir başlangıç avantajı sağlamasının demokratik açıdan sorgulanması gerektiğini savundu.

“Liyakat yalnızca eğitim ve meslek geçmişinden ibaret değil”

Siyasette liyakat kavramının yalnızca diploma veya mesleki başarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Akkuş, adayın makama hangi şartlarda ulaştığının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Akkuş, “Asıl mesele çocuğun bütünüyle yetersiz olması değildir” değerlendirmesinde bulunarak, aynı veya daha yüksek niteliklere sahip kişilerin ulaşmakta zorlandığı adaylık kanallarına bir siyasetçinin çocuğunun aile bağı sayesinde daha kolay ulaşmasının önemli bir sorun olduğunu ifade etti.

Yazısında Erdal İnönü örneğine de yer veren Akkuş, İnönü’nün bilimsel kariyerinin kişisel yeterliliğini ortaya koyduğunu ancak tanınmış bir soyadının sağladığı siyasi avantajın ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Soyadı sermayesi” siyasi avantaj sağlayabiliyor

Akkuş, siyasi ailelerin sonraki kuşaklara yalnızca bir isim bırakmadığını; seçmen hafızası, teşkilat ilişkileri, medya bağlantıları, bağışçı çevreleri ve parti yöneticileriyle kurulan ilişkilerin de aktarılabildiğini savundu.

Bu birikimi “miras alınmış siyasi sermaye” olarak nitelendiren Akkuş, tanınmış bir soyadının seçmen açısından da bir tür zihinsel kısa yol oluşturabildiğine dikkat çekti. Siyasi partilerin ise tanınmış ailelerin üyelerini tercih ederek daha düşük tanıtım maliyetiyle seçmen tabanına ulaşmayı hedefleyebildiğini belirtti.

Akkuş’a göre bu durum kısa vadede siyasi partilere avantaj sağlasa da uzun vadede partilerin kişilere ve ailelere bağımlı hale gelmesine, parti içi rekabetin zayıflamasına ve nitelikli kadroların siyasetten uzaklaşmasına yol açabilir.

Aşiret ve aile bağları da yazının gündeminde

Köşe yazısında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki aşiret ve geniş aile ilişkilerine de değinen Akkuş, bazı siyasi partilerin yerel nüfuz sahiplerini beraberlerinde belirli miktarda oy getirecek aktörler olarak değerlendirebildiğini öne sürdü.

Akkuş, eleştirisinin aile veya aşiret aidiyetine yönelik olmadığını, bu toplumsal bağların “paket oy” anlayışıyla siyasi pazarlık aracına dönüştürülmesine yönelik olduğunu vurguladı. Demokratik temsilin temelinde özgür vatandaşın bulunması gerektiğini belirten Akkuş, seçmenin herhangi bir aile büyüğünün, aşiret reisinin veya ekonomik güç sahibinin siyasi tasarrufunda görülmemesi gerektiğini ifade etti.

“Liderlik bir aile özelliği değildir”

Siyasi mirasın aile içinde tutulmasının hem siyasi hareketlere hem de mirası devralan kişilere zarar verebileceğini savunan Akkuş, liderliğin kalıtsal bir özellik olmadığını belirtti.

Akkuş, bir siyasi hareketin yalnızca kurucusunun ailesi tarafından temsil edilebilmesinin, hareketin kurumsallaşamadığını ve yeni kadrolar üretemediğini gösterebileceğini ifade etti. Menderes, Özal, Türkeş ve Erbakan aileleri üzerinden örnekler veren Akkuş, aynı soyadının tek başına siyasi yetenek veya liderlik devamlılığı anlamına gelmediğini savundu.

“Liyakat eşit yarış hakkıdır”

Yazısının son bölümünde siyasi sistemde aile bağlarının oluşturduğu avantajların azaltılması için parti içi önseçimlerin güçlendirilmesi, aday belirleme ölçütlerinin açıklanması, siyasi finansman ve medya ilişkilerinin şeffaflaştırılması gerektiğini belirten Akkuş, adayların aynı ölçütlere tabi tutulması gerektiğini söyledi.

Akkuş, tartışmanın temel sorusunu ise şu şekilde ortaya koydu: Bir siyasetçinin çocuğu aynı eğitim, meslek deneyimi, karakter ve yeteneklere sahip olmasına rağmen farklı bir soyadı taşısaydı yine aynı hızla siyasi makamlara aday olabilir miydi?

Yazısını “Devlet babanızın malı değil; milletin ortak emanetidir” ifadeleriyle tamamlayan Akkuş, kamu makamlarının aile mülkü değil, toplum adına ve geçici süreyle kullanılan bir emanet olduğunu vurguladı.

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.