Nilüfer Belediyesi tarafından 2026 yılına adanan şair, yazar ve usta gazeteci Sennur Sezer anısına “Gazetecilik ve Kamusal Söz” başlıklı bir panel gerçekleştirildi. Etkinlikte, Sezer ile uzun yıllar omuz omuza çalışan gazeteci ve yazar dostları Nuray Sancar, Fatih Polat ve İsmail Afacan; onun tersane işçiliğinden başlayıp basın dünyasının zirvesine uzanan, her zaman toplumun ortak vicdanı olmayı başarmış ilham verici yaşam öyküsünü ve edebi kişiliğini Nilüferlilerle paylaştı.
Grev Çadırlarından Evin Mutfak Ocağına Uzanan SanatSöyleşinin ilk konuşmacılarından yazar Nuray Sancar, Sennur Sezer’in entelektüel dünyasında “kamu” kavramının doğrudan “halk” kelimesiyle eş anlamlı olduğunu belirtti. Sezer’in sanatı halktan kopuk sırça köşklerde değil, evinin mutfağındaki ocak başında, hayatın tam içinde ürettiğini aktaran Sancar; usta yazarın tersane işçiliğinden gelen emekçi köklerini hiçbir zaman unutmadığını vurguladı. Sancar, Sezer'in her 1 Mayıs meydanında, işçi direnişlerinde ve grev çadırlarında emekçilerin yanında en ön safta yer alarak safını her zaman emekten yana seçtiğini anlattı.
Türk Basınında Charles Dickens Esintisi ve Rol ModellikGazeteci Fatih Polat ise Sennur Sezer’in edebiyattaki ve toplumdaki duruşunu, dünya edebiyatının dev ismi Charles Dickens’a benzeterek çarpıcı bir analize imza attı. Hem Dickens’ın hem de Sezer’in çocuk ve genç yaşlarda bizzat fabrika ve tersanelerde işçilik yapmasının, iki ismin de eserlerine ve dünyaya bakış açılarına doğrudan yön verdiğini ifade eden Polat, “O, işçilerin ve ezilenlerin hayatını dışarıdan bir gözlemci gibi yapay bir dille değil, o hayatı bizzat içeriden yaşayarak, hissederek kaleme aldı. Bu yönüyle özellikle kadın gazeteciler ve genç muhabirler için çok güçlü, sarsılmaz bir rol model oldu” şeklinde konuştu.
Estetik Değerlerden Ödün Vermeyen Bir İşçi KültürüSennur Sezer’in uzun yıllara yayılan gazetecilik serüvenine ve mutfaktaki titiz editörlük süreçlerine değinen İsmail Afacan ise yazarın adeta gizli bir gölge editör gibi çalışarak onlarca genç muhabirin yetişmesinde nasıl büyük bir pay sahibi olduğunu anlattı. Sezer’in Türkçe’nin doğru, duru ve asil kullanımı konusunda tavizsiz bir hassasiyet taşıdığına dikkat çeken Afacan, onun basında mutlaka bağımsız bir “işçi kültürü” sayfasının kurulması gerektiğine inandığını aktardı. Afacan, “İşçilerin ve tüm emekçilerin zorlanmadan anlayabileceği, ancak estetik değerlerinden ve kalitesinden asla ödün vermeyen bir kültür-sanat dilini savunuyordu. Geliştirdiği bu kapsayıcı üslup sayesinde en geniş kitlelere ulaşmayı başardı” dedi.
Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü'nden Anlamlı TeşekkürSalondaki dinleyicilerin de usta yazarla olan anılarını ve sorularını paylaşarak katkı sunduğu, duygu dolu anların yaşandığı söyleşinin kapanış bölümünde Nilüfer Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Müdürü Erkan Günhan sahneye çıktı. Sennur Sezer'in mirasını geleceğe taşımaya devam edeceklerini belirten Günhan, usta yazarın hatırasını tüm gerçekliğiyle Nilüfer'e taşıyan konuk yazarlara ve gazetecilere teşekkür ederek günün anısına hediye ve çiçek takdiminde bulundu.