banner78

İstiklal Marşının Bülbülü Unutulmadı

Geçen hafta 27 Aralık Pazartesi günü, İstiklal Marşı şairi Mehmet Âkif Ersoy, ölümünün 85’inci yıl dönümünde çeşitli etkinliklerle anıldı. Bursa Görüş gazetesi, okuyucuları için Prof. Dr. Mustafa Kara’nın Âkif hakkında kaleme aldığı ‘İstiklal Marşımızın Bülbülü’ kitabından bir derleme yaptı.

KÜLTÜR - SANAT 04.01.2022, 05:00
İstiklal Marşının Bülbülü Unutulmadı

Haber: N. Nuri Yavuz

Bursa’nın yaşayan hazinelerinden Prof. Dr. Mustafa Kara’nın ‘İstiklal Marşımızın Bülbülü Mehmet Akif Ersoy’ adıyla kaleme aldığı kitap, MÜSİAD Bursa’nın bir armağanı olarak yayınlandı. Kitapta Mehmet Âkif Ersoy’un hayatından kesitler, görseller ve şiirlerine yer verilirken Âkif’in tasavvufi yönü ve özel şahsiyetlerle ilişkileri de anlatılıyor. Kara, kitabında ‘Âkif ve Bursa’ başlığında dikkate değer bilgiler paylaşıyor. Kara, kitabındaki dipnotlarla da önemli bilgilendirmeler yapıyor. Akıcı bir dille kaleme alınan kitapta Kara, Âkif’i ‘gönül sultanlarımız’ arasında göstererek İstiklal ve Hürriyetimizin bülbülü olarak tanımlarken “Bu eser, İstiklal Marşı’nın kabulünün 100’üncü yılında, aynı zamanda Bursa için tam 100 yıl önce Bülbül şiirini yazan ‘Büyük Şair’e küçük bir vefa borcu olarak hazırlanmıştır’ diyor.  

Kitap Âkif’in ‘Bülbül’ adlı şiiriyle başlıyor. Akif’in şiiri Ankara Tâceddin Dergâhı’nda 7 Mayıs 1921 tarihinde kaleme aldığı ve dip notta ‘bu şiir yazılırken Yunan istilası altındaki topraklarımız hususiyle Bursa’ya dair elim haberler geliyordu’ ifade ediliyor.

İlk bölümde Âkif’in 63 yıllık yaşamını yıl yıl kronolojik bir şekilde aktaran Kara, sonraki bölümde Akif’in eserlerini paylaşıyor. Kara, kitabında ‘Tâceddin Dergâhı ve Âkif’ başlıklı bölümde Âkif’in Hikmet Bey, Doktor Adnan Bey, Münir Bey, İzzet Paşa, Halil Hilmi ve Yusuf Akçura ile anılarına dair kesitler aktarıyor, Âkif’in dergâhtaki günlerinden bilgiler paylaşıyor.

Bu noktada özellikle Türk Dünyası adına önemli şahsiyetlerden biri olan ve ‘Üç Tarz-ı Siyaset’ kitabıyla tanınan Yusuf Akçura ile Âkif’in anısını paylaştığı pasaj şöyle aktarılıyor:

Bir sabah (3 Mayıs 1921) Üstâd Dergâh'da bermutat başlamıştı. Semaver galeyan halinde idi. O sırada odanın kapısı vuruldu. ‘Buyurun’ dedik. Kapı açıldı. Baktık, bizim âşinâ-yı kadim Yusuf Akçura selâm vererek içeri girdi. Elinde bir paket çay ile bir de son yazdığı bir kitap vardı.

-Yusuf Bey, tam zamanında geldiniz. Çayımız demlendi. Sana bir Tatar çayı içirelim.

-İyi amma Tatar böyle tamtakır olmaz. Onun birçok tevâbii olur. Pastalar, reçeller...

-Evet, bizim serseri Abdürreşid'in evinde görürdük. Öyle idi. Biz de ona benzeyecektik. Fakat nasip olmadı. Ekmeğimiz var, isterseniz pasta yerine onu getirelim.

-Hay hay! Sizin ekmeğiniz pastadan da lezzetlidir.

-Yusuf Bey, seni görmeyeli sakalın epey ağarmış!

-Evet, zaman ağarttı. Yoksa o kadar ihtiyar değiliz. Çok meşakkatler çektik. Nihayet Garb devletlerini de İstanbul’da gördük. Payitahtımız çiğnendi. Hâkimiyetimiz yıkıldı. Bu dertler bizi kocattı.

-Evet, öyle oldu. Türlü türlü çılgınlıklarla, memleketi bu elim hale getirdik. Şimdi burada, yıkılan o Bünyan-ı muazzamın enkazını derleyip toplamaya çalışıyoruz.

-Ümidiniz nasıldır?

-Ben, hiçbir zaman nevmîd değilim. İman olduktan sonra muvaffak olacağımıza şüphe yoktur. Bir sene evvelki halimizle bu günü mukayese edersek azmin neler yapabileceğini görürüz. Ben bütün kusuru bizde, milletin rehberlerinde görüyorum. Biz ne vakit aramızda vahdet gösterir, milleti Hak yoluna davet edersek o, derhal mütabeatte kusur etmez, her fedakârlığı ifaya şitâb eder. Gördüğünüz muvaffakiyetler hep bu vahdet asârıdır. Eğer ifrat ve tefrite düşmekten, eski çılgınlıklara, ihtiraslara kapılmaktan nefsimizi sıyanete kadir olabilirsek, hiç şüphe etmem ki, milletimizin İstiklâlini temine Cenab-ı hak bizi muvaffak edecektir.

-İyi amma halkın bu cehline nasıl çare bulacağız?

-O, pek kolaydır. Elverir ki biz onun kolundan tutmak tenezzülünde bulunalım. Yusuf Bey, rica ederim söyle, milletin hayrı için biz ne yaptık da o "istemem" dedi.

-Vallahi Akif Bey, doğru söylüyorsun.

Bahis uzayıp gitti, çaylar tekerrür ettikçe bahisler tenevvü etti. Semaver tükenince şiir faslı başladı. Yusuf Bey, Üstâd’ın Anadolu'da yazdığı son şiirlerini dinlemek arzusunu izhar etti. Üstâd, bazılarını okudu. Ondan sonra da Yusuf Bey Üstâd'a verdiği Tarihî Siyasî Notlarından Şark Meselesi'ne dair bazı parçalar okundu. (a.g.e. S. 65-66)

Yukarda okuduğunuz Yusuf Akçura ile sohbetinde Âkif’in ‘Ben bütün kusuru bizde, milletin rehberlerinde görüyorum’ ifadesini tekraren vurgulamak ve bugünlerde topluma rehberliği kimlerin yaptığını özellikle tartışmak gerekiyor. Bilhassa rehber kimliğinde yaşanan tahribat ve kaybolan sorumluluk duygusunu da uzun uzun konuşmak icap ediyor.

Kara, ‘Baba Memleketinden bir ses’ bölümünde Âkif’in memleketi Üsküp’ten Fettah Efendi’nin mısralarına yer veriyor, sonraki ‘Ardınca Söylenen Üç Şiir’ başlıklı bölümde de Abdülaziz Mecdi Efendi, Ahmed Remzi Dede ve Tahirü’l Mevlevi’nin şiirlerini hatırlatıyor.

Kitapta ‘Âkif’in Hayran Olduğu Şahsiyetler’ bölümünde Kara, Büyük Şair’in Mesnevihan-ı Şehir Hüsameddin Efendi, Said Paşa İmamı: Hasan Efendi, Hukuk Adamı ve Şair Hersekli Ârif Hikmet, Abbas Halim Paşa, Ahmet Naim Efendi, Ferid Kam, Hüseyin Avni, Süleyman Nazif, Hüseyin Kâzım Kadri, Köe İmam: Ali Şevki Efendi, Şerif Muhyiddin Targan ve Muhammed İkbal ile olan bağı hakkında notlar aktarıyor.

Kitapta Muhammed İkbal, Âkif için bir ‘Meslektaş Dost’ olarak gösteriliyor. Söz konusu bölümde iki şairin de 1873’te doğduğu belirtilirken ‘Biri Pakistan’ın milli şairi diğer Türkiye’nin’ deniliyor.

Âkif ve İkbal hakkında şu bilgiler aktarılıyor: İkbal’in mesleği avukatlık idi. Ama bu iş hiçbir dönemde asıl ilgi alanı olmadı. Âkif’in mesleği baytarlıktı. Ama bu iş hiçbir zaman birinci işi olmadı.

İkbal’in İslam dünyasında tanınmasına sebep olan eseri Esrar-ı Hodi 1915 yılında Lahor’da yayınlandı. Âkif’e ait Safahat’ın birinci cildi ise 1911’de İstanbul’da neşredildi.

İkbal 1934’te gırtlak kanserine yakalandı, sesini kaybetti. Âkif ise aynı yıllarda karaciğer kanserine yakalandı, nefesini kaybetti.

İkbal 21 Nisan 1938’de maddi sıkıntılarla birlikte Rabbine kavuştu. Lahor’da Mescid-i Şahi’nin minaresi dibine defnedildi. Âkif ise benzer sıkıntılarla 27 Aralık 1936’da vefat etti. İstanbul Edirnekapı Şehitliği’ne sıralandı.  (a.g.e. S. 106)

Kara, ‘Yetmiş Muharririn Eseri’ ve ‘Âkif için 70 kitap’ bölümlerinde Âkif için yazılan kitaplar hakkında bilgi verirken bir sonraki bölümde ‘Âkif bir derviş miydi?’ sorusu tartışırken şu değerlendirmeyi yapıyor:

Âkif, mutasavvıf bir şair değilse de tasavvuf muhalifi bir kişi de değildir. Geleneksel çizgide yürüyen bütün sanatkâr şairler gibi derdini dillendirebilmek için bazı tasavvufi terimler kullanmıştır. Bu durum Safahat’ın her kitabında az veya çok varsa da daha çok Gölgeler’de müşahede edilmektedir. Evet, bu millettin İstiklal Marşını yazan zat, bir mutasavvıf değildir, fakat bu mübarek metin bir dergahta yazılmıştır.

Prof. Dr. Mustafa Kara, kitabında ‘Son Mısralar ve Mehmet Âkif Ersoy’, ‘Tip’ler ve Mehmet Âkif’, ‘Ümid ile Ye’s Arasında Geçen Bir Ömür’ başlıklı bölümler sonrası 149’uncu sayfada ‘Âkif ve Bursa’yı anlatıyor.  Söz konusu bölümde şu bilgiler paylaşılıyor:

Mehmet Âkif’in Bursa ile ilgili hatıraları da vardır. Dostu Abbas Halim Paşa II. Meşrutiyet döneminde Bursa Valisi iken bu şehre gelmiş, bazı dostlarını ziyaret etmiştir. Bu şehirle olan gönül bağı, Bülbül şiirinde bütün açıklığıyla resmedilmektedir. Yıllar sonra hasta olarak İstanbul'a döndüğünde kendisini ziyaret eden Hacı Ziya Bey ile eski günleri yâd etmişlerdir.

Eşref Edib'in nakliyle Bursalı Hacı Ziya Bey anlatıyor: Hastalığında kendisini ziyarete gitmiştim, beni görünce çok memnun oldu. Bursalıyı (Hafız Emin'i), Yeşil Türbe’yi sordu. ‘Orada yediğimiz yemeği, orada geçirdiğimiz samimi günü hiç unutmam’ dedi.

Abbas Halim Paşa Bursa Valisi olduğu zaman ara sıra Bursa'ya gelirdi. Medreseler o zaman açıktı. Bizim Bursa’daki talebe çalışkan idi. Medreseye gelir talebe ile görüşür, onları çalışmaya teşvik ederdi. Bir gün kendisine Yeşil'de bir ziyafet verdik. Talebenin ziyafeti ne olacak? Kızarmış baş aldık, biraz da şu, bu... Talebenin O'na karşı gösterdiği hürmet, samimiyet O'nu çok mütehassis etmişti:

‘Sizin bu ziyafetiniz... Emin olunuz ki benim için en yüksek ziyafetlerden daha kıymetlidir’ dedi.

Kara, anlatıcı Ziya Bey’i Eşref Edib’in sözleriyle şöyle tanıtıyor: Münevver, faziletli, irfanlı bir zâttır. Şimdi Bursa'nın Ulucami Hatibi'dir. Ticaretle iştigal etmektedir.

Kara, sonraki bölümde ‘Halil Edib Bey: Âkif’in Bursalı Şair Dostu’ başlığında Halil Edib Bey hakkında bilgi veriyor. ‘Âkif’i Tanıtan Bir Bursalı’ bölümünde Ertuğrul Düzdağ’ı tanıtıyor. Kara, ‘Âkif Rüyası’ adlı bölümde rüyasında Mehmet Âkif’i yeni kurulan hükümette Milli Eğitim Bakanı olarak gördüğünü ve kabine toplantısı fotoğrafında Âkif’in, başbakanın sağında ve yanında eski hüznüyle ve ciddiyeti ile oturduğunu anlatıyor. Kara, rüyasında Âkif’in yer aldığı kabinede Hüseyin Çelik ya da Binali Yıldırım’ı başbakan olarak hatırlıyor.

Prof. Dr. Kara’nın kitabın son bölümünde diğer isimlerce kaleme alınan istiklal marşı örneklerine ve TBMM zabıtlarına yer veriyor.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 12 Haziran 2026
İmsak 06:47
Güneş 08:18
Öğle 13:10
İkindi 15:31
Akşam 17:52
Yatsı 19:17
6
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 33 77
2.  Fenerbahçe 33 73
3.  Trabzonspor 33 69
4.  Beşiktaş 33 59
5.  Göztepe 33 55
6.  Başakşehir FK 33 54
7.  Samsunspor 33 48
8.  Çaykur Rizespor 33 40
9.  Konyaspor 33 40
10.  Alanyaspor 33 37
11.  Kocaelispor 33 37
12.  Gaziantep FK 33 37
13.  Eyüpspor 33 32
14.  Kasımpaşa 33 32
15.  Gençlerbirliği 33 31
16.  Antalyaspor 33 29
17.  Fatih Karagümrük 33 27
18.  Kayserispor 33 27
Takımlar O P
1.  Erzurumspor FK 38 81
2.  Amed SK 38 74
3.  Esenler Erokspor 38 74
4.  Çorum FK 38 71
5.  Bodrum FK 38 64
6.  Pendikspor 38 63
7.  Keçiörengücü 38 60
8.  Bandırmaspor 38 60
9.  Manisa FK 38 55
10.  Sivasspor 38 53
11.  İstanbulspor 38 52
12.  Sarıyer 38 52
13.  Iğdır FK 38 50
14.  Van Spor FK 38 49
15.  Boluspor 38 48
16.  Ümraniyespor 38 46
17.  Serik Belediyespor 38 39
18.  Sakaryaspor 38 34
19.  Hatayspor 38 14
20.  Adana Demirspor 38 6
Takımlar O P
1.  Arsenal 36 79
2.  Manchester City 36 77
3.  Manchester United 36 65
4.  Liverpool 36 59
5.  Aston Villa 36 59
6.  Bournemouth 36 55
7.  Brighton & Hove Albion 36 53
8.  Brentford 36 51
9.  Chelsea 36 49
10.  Everton 36 49
11.  Fulham 36 48
12.  Sunderland 36 48
13.  Newcastle United 36 46
14.  Leeds United 36 44
15.  Crystal Palace 36 44
16.  Nottingham Forest 36 43
17.  Tottenham 36 38
18.  West Ham United 36 36
19.  Burnley 36 21
20.  Wolverhampton 36 18
Takımlar O P
1.  Barcelona 36 91
2.  Real Madrid 35 77
3.  Villarreal 36 69
4.  Atletico Madrid 36 66
5.  Real Betis 36 57
6.  Celta Vigo 36 50
7.  Getafe 36 48
8.  Real Sociedad 35 44
9.  Athletic Bilbao 36 44
10.  Sevilla 36 43
11.  Rayo Vallecano 35 43
12.  Osasuna 36 42
13.  Valencia 35 42
14.  Espanyol 36 42
15.  Deportivo Alaves 36 40
16.  Elche 36 39
17.  Mallorca 36 39
18.  Levante 36 39
19.  Girona 35 39
20.  Real Oviedo 35 29