Malumunuz yaşadığımız şehir bizim için önemlidir. Bir nevi evimizdir aslında. Evimizde olmasını istemediğimiz bir şeyi de bu şehrin cadde ve sokaklarında da görmek istemeyiz. Son zamanlarda sizlerin de dikkatini çekti mi bilmem ama toplu taşıma seferlerinde yolcu yoğunluğunun en fazla olduğu saatler, yani 17.00 ile 18.30 arasında, neredeyse her gün aynı manzarayla karşılaşıyoruz. Vagonlara binen bazı kişiler, robotik bir ses tonuyla çocuklarının hasta olduğunu, desteğe ihtiyaç duyduklarını söyleyerek vatandaşlardan yardım istiyor. Toplumda bu kişiler çoğu zaman farklı şekillerde adlandırılıyor. Ancak ben, insan onurunu zedelediğini düşündüğüm için o kelimeyi kullanmayı sevmiyorum. Çünkü burada asıl konuşulması gereken mesele, insanların hangi kelimeyle adlandırıldığı değil, küçücük çocukların bu sisteme ortak edildiğidir.
Kimi zaman kucakta bir bebek, kimi zaman ise maske ya da önlük giydirilmiş 14-15 yaşlarında çocuklar vagonların içerisinde dolaştırılıyor. “Elimizde belgeler var” denilerek vatandaşların vicdanına sesleniliyor, yardım isteniyor. Fakat artık toplumun büyük bir kısmı aynı cümleleri, aynı tonlamaları ve aynı senaryoyu her gün duymaktan dolayı bunun gerçekten bir ihtiyaç mı yoksa para için yapılan bir ajitasyon mu olduğunu sorgulamaya başladı.
İnsanın aklını kurcalayan nokta tam da burada başlıyor. Her gün aynı senaryo, aynı ses tonu, aynı cümleler… Sanki ezberletilmiş bir metin tekrar tekrar okunuyor gibi. Bir gün farklı bir metro hattında, başka bir gün başka bir vagonda ama yine aynı ifadeler, aynı vurgu, aynı anlatım. Hiç mi değişmez bir insanın ses tonu? Çaresizlik çoğu zaman aynı senaryoyu okumaz. Acının, yoksulluğun ve çaresizliğin bile kendine özgü bir dili vardır.
*******
Peki bu kişiler kimdir?
Nasıl oluyor da toplu taşıma araçlarında yardım toplamak yasak olmasına rağmen her gün aynı şekilde metro vagonlarına girebiliyorlar? Üstelik yapılan ihbarlara ve vatandaşların şikâyetlerine rağmen bu durumun uzun süredir devam etmesi, ister istemez insanın aklıyla oynuyor.
Burada rahatsızlık veren asıl konu yalnızca para toplanması da değil. İnsanların vicdanına, annelik ve babalık duygularına hitap edilerek yardım istenmesi toplumda ciddi bir rahatsızlık oluşturuyor. Özellikle çocukların bu durumun bir parçası hâline getirilmesi, birçok vatandaşın içini burkuyor. Gerçekten yardıma ihtiyacı olan insanlara elbette destek olunmalı. Ancak hastalık, çocuk ve mağduriyet gibi toplumun en hassas olduğu konuların sürekli aynı yöntemlerle kullanılması, iyi niyet duygusunu da zamanla zedeliyor. Çünkü insanlar artık yardım etmek ile kandırılmak arasında kalıyor.
*******
Bu kişiler, yardım toplamayı artık bir geçim yöntemi ya da meslek hâline mi getirdi?
Çünkü dışarıdan bakıldığında çoğunun giyim kuşamının da oldukça düzenli olduğu görülüyor. Elbette bir insanın temiz ve bakımlı görünmesi onun ihtiyaç sahibi olmadığı anlamına gelmez. Ancak her gün aynı saatlerde, aynı yöntemlerle ve aynı cümlelerle vagon vagon gezince toplumdaki şüpheler artıyor. Üstelik toplu taşıma araçları böyle bir durum için uygun yerler değil. Günün en yoğun saatlerinde, insanların üst üste yolculuk yaptığı metro vagonlarında bu şekilde yardım toplanması hem vatandaşları rahatsız ediyor hem de farklı riskleri beraberinde getiriyor.
Bir de işin çocuk boyutu var. Eğer gerçekten hasta olduğu söylenen bir çocuk varsa, onu saatlerce kalabalığın içinde dolaştırmak zaten başlı başına yanış bir durum. Kapalı alanlarda enfeksiyon riski bu kadar yüksekken, hasta olduğu iddia edilen bir çocuğun onlarca insanın arasında sürekli gezdirilmesi çocuğun sağlığı açısından da oldukça tehlikeli görünüyor.
*******
Ne yapılmalı? Öncelikle bu konu yalnızca “rahatsız oldum” denilip geçilecek bir mesele değil. Çünkü burada hem toplumsal güven duygusu hem de çocukların korunması söz konusu. Bu nedenle toplu taşıma araçlarında denetimlerin artırılması, vatandaş ihbarlarının dikkate alınması ve gerçekten ihtiyaç sahibi olan kişilerin sosyal hizmet kanallarına yönlendirilmesi gerekiyor. Eğer ortada organize bir yapı varsa bunun da araştırılması şart.
Vatandaş olarak bize düşen ise ne tamamen duyarsızlaşmak ne de sorgulamadan her anlatılana inanmak. Gerçek ihtiyaç sahiplerine destek olmanın yolu güvenilir yardım kuruluşları ve resmi sosyal destek mekanizmalarından geçiyor. Çünkü merhamet çok kıymetli bir duygu ancak bunun istismar edilmesine de sessiz kalmamak gerekiyor.
Ayrıca bu konuda zabıta ekipleri ve kolluk kuvvetlerine de önemli görev düşüyor. Metro istasyonları ve toplu taşıma araçlarında daha sık denetim yapılması, şikâyetlerin dikkate alınması ve gerekli işlemlerin uygulanması toplum huzuru açısından büyük önem taşıyor.
Kalın Sağlıcakla…