banner78

6 Şubat’ta İMO Bursa Şubesi uyarıyor: Depreme hazır mıyız?

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi 6 Şubat Depremlerinin üçüncü yıldönümünde deprem ve afetlere yönelik açıklamalarda bulundu.

GÜNDEM 06.02.2026, 11:30
6 Şubat’ta İMO Bursa Şubesi uyarıyor: Depreme hazır mıyız?

Depremin bir beka sorunu olduğunu söyleyen İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, “Depremi afete çeviren inşaat mühendisliği bilimini yok sayan, hatalı ve sorumsuz insanlar eliyle yapılan uygulamalar olup, afetlere engel olmak mümkün olmasa da afetlerin yol açacağı hasarları ortadan kaldırabilir ya da en aza indirebiliriz” dedi.

İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 6 Şubat Depremlerinin yıldönümünde uyarılarda bulunarak basın açıklaması yaptı:

“Bugün ülkemizi derinden sarsan ve tüm yurttaşlarımızın hafızalarında unutulmayacak acılar bırakan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıldönümünü geride bırakıyoruz. Aynı gün ardı ardına Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli meydana gelen depremlerde resmî verilere göre yaklaşık 39.530 bina yıkılmış, 200.350 bina ağır hasar almıştır. 11 ilde 14 milyonu aşkın nüfusu doğrudan etkileyen bu yıkımın sonucunda 50 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu büyük felakette hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

Altını çizerek ifade etmek gerekir ki Türkiye’de deprem “beklenmedik” bir doğa olayı değil; tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir. Denilebilir ki yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma ve can kaybına yol açmaması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir.

Dahası, ülkemizde orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde bile büyük yıkımların meydana geldiği bilinmektedir. Son olarak 2025 yılında Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6,0 büyüklüğündeki iki deprem sonucu toplam 729 binadaki 1036 bağımsız bölüm ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edilmiştir.

Yine 23 Nisan 2025 tarihinde Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde yaşayan yurttaşlarımızda büyük endişe yaratmış; depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, daha büyük bir olası depremde yaşanacaklar konusunda ne yazık ki iyimser varsayımlarda bulunmayı güçleştirmiştir.

Hala Hangi Kentte Kaç Yapının Riskli Olduğu Net Biçimde Ortaya Konmamıştır

Bugün gelinen noktada Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğu bir sır değildir. Mevcut binaların birçoğunun hasar görebilirliği yüksek olan 2000 yılı öncesi inşa edilmiş binalardan oluşması bir yana, son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasıyla mevzuata aykırı eklenti veya değişiklikler, gerekli tedbirler alınmadan kâğıt üstünde yasal hale getirilerek, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşması sağlanmıştır.

TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporu ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise sadece İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini ifade etmektedir. Resmî makamların açık beyanlarıyla ülke genelindeki yapı stokunun ne kadar sorunlu olduğu gözler önüne serilmiştir. Buna rağmen, hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulmamış, hangi kentte kaç yapının riskli olduğu net biçimde ortaya konmamıştır. Risk bilinmeden, öncelik belirlenmeden, etkili bir dönüşümden söz etmek de mümkün değildir.

Dönüşüm Yalnızca Eski Binaların Yıkılıp Yenilerinin Yapılması Değildir

Yaklaşık on üç yıldır yürürlükte olan kentsel dönüşüm uygulamalarının bir kısmı gerçek amacından uzaklaşıp deprem riskini azaltmaktan çok, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiştir. Oysa dönüşüm, yalnızca eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması değildir. Zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar pek çok unsurun birlikte ele alınmasını gerektiren kamusal bir planlama meselesidir. Bugüne kadar gerçekleştirilen dönüşüm uygulamaları, ülke genelindeki riskli yapı miktarıyla karşılaştırıldığında son derece sınırlı kalmıştır. Kentsel dönüşüm planlamasında öncelik göçme riski taşıyan yapılara verilmelidir. Bu sebeple şehirlerimizde yapı stoğu envanteri, saha çalışmaları ile gerçek manada çıkartılmalıdır.

Depreme hazırlık konusu ise ne yazık ki afet sonrasına sıkışan, sürekliliği olmayan bir başlık olarak ele alınmaktadır. Oysa asıl belirleyici olan, deprem olmadan önce yapılanlardır. Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin ne ölçüde güvenli olduğu ne kadarının güçlendirildiği ya da yenilendiği şeffaf ve bütüncül bir şekilde paylaşılmadığı için hâlâ net değildir. Vurgulamak gerekir ki afet yönetimi, yalnızca arama-kurtarma ya da yardım ulaştırma kapasitesiyle değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülür ki bu faaliyetlerde bile ne kadar hazırlıklı olunduğu da 6 Şubat Depremlerinin ardından açık bir şekilde görülmüştür(!)

Toplanma Alanları, Afet Sonrası Değil; Afet Öncesi Planlamanın Asli Unsuru

Toplanma alanlarına erişimin zor olduğunun altını çizen Erdem şunları söyledi:

“Afet anında insanların nereye gideceğini bilmediği, toplanma alanlarına erişimin fiilen mümkün olmadığı bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir. Toplanma alanları, afet sonrası değil; afet öncesi planlamanın asli unsuru olmak zorundadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki deprem toplanma alanları salt boş bir alanı ifade etmez: üzerinde geçici barınma alanlarının kurulabileceği; elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir.”

Uygulamaların İnşaat Mühendisliği Bilimi Öncelenerek Planlanması Gerekir

Başkan Serdar Atilla Erdem İnşaat Mühendisliği mesleğinin önemini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Açıkça görülmektedir ki yaşanan her büyük doğa olayı, gerekli önlemlerin vaktinde alınmaması nedeniyle birer afete dönüşerek büyük can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bu sebeple inşaat mühendisliği bilimi öncelenerek yapılacak uygulamaların planlanması yadsınamayacak bir gerçekliktir. Bu tablo, risk azaltma ve hazırlık çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi olarak bir kez daha vurguluyoruz: afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan uygulamalarda ısrarın acı sonuçlarıdır. İvedi olarak yapılması gerekenler bellidir: Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretiminin tüm aşamaları; proje, imalat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru bir biçimde verilebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, uygulamalar sıkı bir şekilde denetlenmelidir.

Bursa’mızın Olası Bir Afete Hazır Hale Getirilmesi İçin Hazırladığımız Rapor Yetkililerimize İletilmiştir

İMO Bursa Şubesi olarak kentsel dönüşüm ve afetlere hazırlık komitemizin hazırlamış olduğu kapsamlı ve geniş rapor tamamlanarak Bursa Valiliği başta olmak üzere Çevre İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri, AFAD vb. ilgili kurumlara tarafımızca teslim edilmiştir. Deprem riski yüksel bölgelerin başında yer alan Bursa’mızın ivedilikle, olası bir afete hazır hale getirilmesi hepimizin birinci önceliği olmalıdır. Afetlere hazırlık için aşağıda başlıklar halinde sıraladığımız konuların vakit kaybetmeden çalışılarak tamamlanması son derece önemlidir. Bu başlıkları özetle şu şekilde sıralayabiliriz: Stratejik Planlama ve Kurumsal Koordinasyon, Yapı Stoğu Envanterinin Saha Çalışmaları ile Bilimsel Olarak Çıkartılması, Toplanma ve Barınma Alanlarının Belirlenmesi, Sığınak ve Güvenli Alan Kontrolleri, Afet Yönetiminde Uzman Ekiplerin Güçlendirilmesi, Lojistik Alanların Planlanması, Toplumsal Farkındalık ve Eğitim başlıklarında hazırların tamamlanması, Afet Tehlikesinin ve Risk Unsurlarının Belirlenmesi, Kentsel Dönüşüm Süreçlerinin Bilimsel ve Bütüncül Planlanması, Yapı Stoğunun Depreme Hazır Hale Getirilmesi, Yapı Denetim Sisteminin Güçlendirilmesi ve Yetkin Mühendislik Uygulamalarının Hayata Geçirilmesi.

6 Şubat Depremleri, etkilediği coğrafi alanın genişliği, nüfusun fazlalığı ve yıkımın boyutu itibarıyla, yıllarca etkisini sürdürecek bir toplumsal travma yaratmıştır. Bununla birlikte bilimin ve mühendislik uygulamalarının gelişimine, ülkemizin bu alandaki beşerî kaynaklarına dayanarak, Türkiye gibi aktif fay hatlarıyla örülü bir coğrafyada deprem endişesiyle yaşama çaresizliğine mahkûm olmadığımız rahatlıkla söylenebilir. Bu sebeple afetleri bir beka sorunu olarak görüyor; mühendislik biliminin ışığında kanun ve yönetmeliklerdeki eksiklerin tamamlanarak çağımıza uygun hale getirilmesinin elzem olduğunu söylüyoruz.

Her zaman söylediğimiz gibi “deprem öldürmez, mühendislik hizmeti almamış bina öldürür. 1999 Depremi de 6 Şubat Depremi de on binlerce insanımızın yitip gitmesine, devletimizin sırtına yüz milyarlarca dolar maddi yük binmesine sebep olmuştur. Yani hem milletimize hem de devletimize maddi, manevi çok ağır bedeller ödetmiştir. Peki bu iki büyük depremde de can ve mal kayıplarımızın tek sorumlusu inşaat mühendisliği mesleği midir? Elbette değildir. Mesleğimizin icrasındaki denetim ile kanuni ve mesleki eksiklerden kaynaklandığı apaçık ortadadır. Peki maddi ve manevi kayıplara sebep olan deprem sizce de başlı başına bir beka sorunu değil midir? Depremin vereceği hasarları engellemek, yukarıda bahsettiğimiz gibi inşaat mühendislerinin mesleki sorunlarını çözmekle hallolacağı apaçık ortadayken daha neyi bekliyoruz? O zaman gelin ne yapılması gerektiğini konuşalım. Öncelikle devlet ve millet olarak inşaat mühendisliği mesleğine hak ettiği değeri gösterip ardından gerekenleri yapmak için en acilinden bir eylem planı ortaya koyalım. Yapı Denetim Kanunu, Şantiye Şefliği Yönetmeliği ve 1938 yılında yürürlüğe giren Mimarlık ve Mühendislik Hakkındaki Kanun ve Müteahhitlik Yasası’nın eksikliklerinin yasal düzenlemelerle tamamlanıp çağına uygun hale getirilmeli ve Yetkin ve Uzman Mühendislik Yasası bir an önce düzenlenerek hayata geçirilmelidir. Tabii bu konuda en önemli görev devletimize düşmekte olup acilen kanuni ve hukuki düzenlemelerin yapılması şarttır.” Sonuç olarak diyoruz ki deprem bir beka sorunudur. Depremi beka sorunu olmaktan çıkarmanın tek yolu ise asli meslek grubu olan inşaat mühendislerinin önünü açacak doğru planlama ve doğru uygulamalar adına hukuki düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi ve mesleğin kronik sorunlarının çözülmesidir.

6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir. Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır.”

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 10 Ekim 2026
İmsak 06:47
Güneş 08:18
Öğle 13:10
İkindi 15:31
Akşam 17:52
Yatsı 19:17
6
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 33 77
2.  Fenerbahçe 33 73
3.  Trabzonspor 33 69
4.  Beşiktaş 33 59
5.  Göztepe 33 55
6.  Başakşehir FK 33 54
7.  Samsunspor 33 48
8.  Çaykur Rizespor 33 40
9.  Konyaspor 33 40
10.  Alanyaspor 33 37
11.  Kocaelispor 33 37
12.  Gaziantep FK 33 37
13.  Eyüpspor 33 32
14.  Kasımpaşa 33 32
15.  Gençlerbirliği 33 31
16.  Antalyaspor 33 29
17.  Fatih Karagümrük 33 27
18.  Kayserispor 33 27
Takımlar O P
1.  Erzurumspor FK 38 81
2.  Amed SK 38 74
3.  Esenler Erokspor 38 74
4.  Çorum FK 38 71
5.  Bodrum FK 38 64
6.  Pendikspor 38 63
7.  Keçiörengücü 38 60
8.  Bandırmaspor 38 60
9.  Manisa FK 38 55
10.  Sivasspor 38 53
11.  İstanbulspor 38 52
12.  Sarıyer 38 52
13.  Iğdır FK 38 50
14.  Van Spor FK 38 49
15.  Boluspor 38 48
16.  Ümraniyespor 38 46
17.  Serik Belediyespor 38 39
18.  Sakaryaspor 38 34
19.  Hatayspor 38 14
20.  Adana Demirspor 38 6
Takımlar O P
1.  Arsenal 36 79
2.  Manchester City 36 77
3.  Manchester United 36 65
4.  Liverpool 36 59
5.  Aston Villa 36 59
6.  Bournemouth 36 55
7.  Brighton & Hove Albion 36 53
8.  Brentford 36 51
9.  Chelsea 36 49
10.  Everton 36 49
11.  Fulham 36 48
12.  Sunderland 36 48
13.  Newcastle United 36 46
14.  Leeds United 36 44
15.  Crystal Palace 36 44
16.  Nottingham Forest 36 43
17.  Tottenham 36 38
18.  West Ham United 36 36
19.  Burnley 36 21
20.  Wolverhampton 36 18
Takımlar O P
1.  Barcelona 36 91
2.  Real Madrid 35 77
3.  Villarreal 36 69
4.  Atletico Madrid 36 66
5.  Real Betis 36 57
6.  Celta Vigo 36 50
7.  Getafe 36 48
8.  Real Sociedad 35 44
9.  Athletic Bilbao 36 44
10.  Sevilla 36 43
11.  Rayo Vallecano 35 43
12.  Osasuna 36 42
13.  Valencia 35 42
14.  Espanyol 36 42
15.  Deportivo Alaves 36 40
16.  Elche 36 39
17.  Mallorca 36 39
18.  Levante 36 39
19.  Girona 35 39
20.  Real Oviedo 35 29