banner78

Ya melek olacağız ya da şeytan!

Kuruluşunun 30’uncu yılına özel söyleşiler düzenleyen ÇEVKO’nun geçen haftaki programına konuk olan Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. M. Levent Kurnaz, iklim değişikliği tehdidini önlemede bireylere önemli görevler düştüğünü vurguladı: Ya melek olacağız ya da şeytan!..

İKLİM 09.09.2021, 13:36 10.09.2021, 00:20
Ya melek olacağız ya da şeytan!

Haber: Bursa Görüş

‘Son Buzul Erimeden’ adlı ‘İklim Değişikliği Hakkında Merak Ettiğiniz Her Şey’ konulu kitabıyla kamuoyu oluşumuna önemli bir katkı sunan Prof. Dr. M. Levent Kurnaz, ÇEVKO’nun 30. Yıl Söyleşileri programında yine dikkat çeken konulara değindi. ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu tarafından EGD iş birliğiyle düzenlenen söyleşide Prof. Dr. M. Levent Kurnaz, ‘Yeryüzündeki İzimiz’ konulu bir sunum gerçekleştirdi.

Sıcaklıktaki artış ve yağıştaki azalmayı gösteren bir grafik üzerinden değerlendirme yapan Prof. Dr. M. Levent Kurnaz, iklim değişikliğiyle ilgili bireysel sorumluluğa vurgu yaptı: “Fotoğrafta sol taraftakiler bundan sonraki hayatımızda melek olursak sağ taraftakiler ise hayatımızı böyle devam ettirirsek gerçekleşecek senaryoları gösteriyor. Melek olmaktan kastım ne? Yarın sabahtan itibaren biz, özel araç kullanmıyoruz. Ya bisiklet ya yürüyüş ya da toplu taşıma ile hareket edeceğiz. Bir daha ağzımıza et, süt, peynir sürmeyeceğiz, hayvansal ürünleri hayatımızdan çıkaracağız. Lüzumsuz hiçbir şey satın alamayacağız. Üstümüzde bir tane tişört var ve paralanana kadar bunu kullanacağız. Bunları yapmak eşittir melek olmak. Şeytan olmak da aşağı yukarı şu anki halimizle devam etmek anlamına geliyor. Melek olursak Türkiye’nin sıcaklığı 1,5-2 derece aralığında artacak ki zaten 1,3 derecede ısınmış durumda. Yağışlar da aşağı yukarı bugünkü gibi olacak. Ama şeytan olursak Türkiye’de sıcaklık artışı 5 ile 7 derece, yağışlardaki azalma da yüzde 20-30 aralığında olacak.”

SUYUMUZ AZALIYOR

Cumhuriyet kurulduğunda Türkiye’nin nüfusunun yaklaşık olarak 13 milyon civarında olduğunu hatırlatan Prof. Dr. M. Levent Kurnaz, “1923’te kişi başına düşen su miktarı, senede 8 bin metreküptü. Şuanda nüfusumuz 85 milyon; senede kişi başına düşen su miktarı ise bin 346 metreküp. Nüfus 6 kat arttığı için de su azaldı. Bu rakama Suriyelileri, Afganları, iklim değişikliği etkisini ve yağış azalmasını kattığınızda kişi başına düşen su miktarı 700 metreküpe düşecek, önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde. Bu Türkiye açısından çok ciddi bir problem demek” ifadelerini kullandı.

Sera gazı salımları ve bunların toplamda üçte birini oluşturan karbon dioksitin küresel ısınma üzerinde doğrudan etkisine değinen Prof. Dr. M. Levent Kurnaz, bu durumun son zamanlarda yaşanan doğal afetlerle ilişkisi üzerine de bilgiler vererek, iklim değişikliği ve bundan kaynaklanan olumsuzlukların, küresel toplumun tehditler gündeminde ilk sırada yer aldığını söyledi.

İklim değişikliği tehdidinin büyüklüğüne ve yakınlığına dikkat çeken Prof. Dr. M. Levent Kurnaz, bu tehdidi önlemede bireylere de önemli görev ve sorumluluk düştüğünü ifade ederek; giyim, kuşam, tüketim alışkanlıklarından seyahat tercihlerine, gıda maddesi tüketim ve saklama tercihlerine birçok alanda yapılabilecekleri ve yapılması gerekenleri anlattı.

TOPRAK YORULDU

Tarımda ilaç kullanımının da iklim değişikliğinde rolü olduğunu belirten Prof. Dr. M. Levent Kurnaz, gıda üretimine ilişkin “Dünyada biz ekilebilecek yerlerin tamamını neredeyse ekmiş durumdayız. Daha da kötüsü, bu alanlarda o kadar fazla kimyasal kullandık ve o kadar çok alıp geri vermedik ki toprak yorulmuş durumda. Gıda üretimi açısından başımız ciddi belada. Dünya şuandaki gıda üretimiyle evet 9-10 milyar insanı çok rahat besler. Ama sürdürülebilir olarak besleyemez. Yani aynen böyle devam edecek olursak gıda üretimi gittikçe düşecek nüfus gittikçe artacak olursa çok ciddi bir problemle karşı karşıya kalacağız. Çünkü toprak yorgun. Bundan kastım da hepimiz biliriz eski zamanda köyde tarlanın yanında yaşıyorduk. Orada bir şeyler üretip yiyor ve haceti gidermek için tekrar tarlaya gidiyorduk. Dolayısıyla bunun tamamı bir döngü içerisindeydi. Yani topraktan aldıklarımızı toprağa veriyorduk. Şimdi ise tarla ile ürünü tüketen insan çok farklı yerlerde. Devamlı tarladan alıp tüketiyoruz ve tarlaya geri vermiyoruz. Bu döngü bozulunca tarla üretim gücünden kaybediyor. Bu kaybı biz kimyasallarla tamamlamaya çalışıyoruz ama kimyasallar da ancak o üretimi karşılıyor. Eskide nadas diye bir kavram vardı. Şimdi nadas diye bir şey yok. Üstüne aynı tarladan senede 3-4 defa üretim yapılıyor. Bu da tarlanın üretim gücünü düşürüyor. Bizim bu biçimde sürdürülebilir olmamıza imkân yok. Öte yanan nüfus gittikçe nüfus artıyor ve bunu beslemek için daha fazla üretmek gerekiyor bu da daha fazla kimyasal kullanmaya neden oluyor. Daha az kimyasalla daha fazla üretimin bir yolunu bilmiyoruz. Bir de ürüne dayanıklı olsun diye kimyasal uyguluyoruz.  Çünkü Guatemala’da üretiliyor İstanbul’da tüketiliyor.  Bu aradaki mesafede dayanması gerekiyor. Ama dayamıyor. Üretilen malın yarısı tarladan bizim masamıza gelene kadar kayboluyor. Üçte biri de evin kapısından girdikten sonra kayboluyor. Bunlar önemli problemler. Bütün bu üretildiği yerde tüketilme zincirini koyarsak o zaman herkesi besleyecek kadar gıda üretebiliyoruz, suyumuz da var ama sürdürülebilir değil. Maalesef nüfusumuz çok” dedi.

HAYAT TARZIMIZ DEĞİŞMELİ

Prof. Dr. M. Levent Kurnaz, “Eski zamanlarda evin babası ve annesi işten gelirken manava, kasaba, bakkala uğrar; elindeki fileye koyduğu bir takım şeyleri akşam yemek yapar ve yenir. Kalanlar da küçük kaplarda buzdolabına konur. Biz, şuanda böyle değiliz; hafta bir alışverişe gidiyoruz. Ve bu en önemli israf nedenidir. Biz sebzeyi meyveyi 3 gün satışta durmayacak şekilde tüketmeliyiz. Böyle olmayınca ürünlerin saklanabilmesi önem kazanıyor. Avrupa’da bu nispeten kolay çünkü bizimle kıyaslandığında zaten serin bir ortam var. Biz de elimizden geldiğince yerel üreticiden ürün almaya çalışacağız ki çok uzun mesafeye gitmemiş olsun. Hatta mümkünse tarladan alacağız. Hatta mümkünse balkonumuzda kendimiz yetiştireceğiz. Bunu yaygınlaştırmamız lazım. Ama artık evlerde balkon diye bir kavram kalmadı. Hiç kimse evlerde kendi sebzesini yetiştirme derdinde değil. Ama bizim birincil işimiz bu; hayat tarzımızı değiştirmek zorundayız. Bir başka sorun da üretilen ürün beğenilmiyor. Alışverişe gidildiğinde hepsi aynı olan domatesler, elmalar isteniyor. Doğada öyle bir şey yok. Doğa ne çıktıysa onu verir. Çoğu da yamuk yumuk oluyor ve tatları da gayet aynı. Ama ‘müşteri bunu yemez’ diyerek onlar, direk tarlada çöpe gidiyor. Bu bizim düşünce yapımız ve tercihlerimizden kaynaklanıyor. Eskiden yürüyerek gidilen manavlarımız vardı. Şimdi arabayla gitmek zorundayız. Çünkü yerleşim sistemlerimiz çok yanlış bir şekilde değişti. Tüketim biçimlerimiz de buna uydu” şeklinde konuştu.

Yorumlar (1)
Mustafa 5 yıl önce
Teşekkür ederim aydınlatıcı bilgiler için ...
Namaz Vakti 16 Haziran 2026
İmsak 06:47
Güneş 08:18
Öğle 13:10
İkindi 15:31
Akşam 17:52
Yatsı 19:17
6
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 33 77
2.  Fenerbahçe 33 73
3.  Trabzonspor 33 69
4.  Beşiktaş 33 59
5.  Göztepe 33 55
6.  Başakşehir FK 33 54
7.  Samsunspor 33 48
8.  Çaykur Rizespor 33 40
9.  Konyaspor 33 40
10.  Alanyaspor 33 37
11.  Kocaelispor 33 37
12.  Gaziantep FK 33 37
13.  Eyüpspor 33 32
14.  Kasımpaşa 33 32
15.  Gençlerbirliği 33 31
16.  Antalyaspor 33 29
17.  Fatih Karagümrük 33 27
18.  Kayserispor 33 27
Takımlar O P
1.  Erzurumspor FK 38 81
2.  Amed SK 38 74
3.  Esenler Erokspor 38 74
4.  Çorum FK 38 71
5.  Bodrum FK 38 64
6.  Pendikspor 38 63
7.  Keçiörengücü 38 60
8.  Bandırmaspor 38 60
9.  Manisa FK 38 55
10.  Sivasspor 38 53
11.  İstanbulspor 38 52
12.  Sarıyer 38 52
13.  Iğdır FK 38 50
14.  Van Spor FK 38 49
15.  Boluspor 38 48
16.  Ümraniyespor 38 46
17.  Serik Belediyespor 38 39
18.  Sakaryaspor 38 34
19.  Hatayspor 38 14
20.  Adana Demirspor 38 6
Takımlar O P
1.  Arsenal 36 79
2.  Manchester City 36 77
3.  Manchester United 36 65
4.  Liverpool 36 59
5.  Aston Villa 36 59
6.  Bournemouth 36 55
7.  Brighton & Hove Albion 36 53
8.  Brentford 36 51
9.  Chelsea 36 49
10.  Everton 36 49
11.  Fulham 36 48
12.  Sunderland 36 48
13.  Newcastle United 36 46
14.  Leeds United 36 44
15.  Crystal Palace 36 44
16.  Nottingham Forest 36 43
17.  Tottenham 36 38
18.  West Ham United 36 36
19.  Burnley 36 21
20.  Wolverhampton 36 18
Takımlar O P
1.  Barcelona 36 91
2.  Real Madrid 35 77
3.  Villarreal 36 69
4.  Atletico Madrid 36 66
5.  Real Betis 36 57
6.  Celta Vigo 36 50
7.  Getafe 36 48
8.  Real Sociedad 35 44
9.  Athletic Bilbao 36 44
10.  Sevilla 36 43
11.  Rayo Vallecano 35 43
12.  Osasuna 36 42
13.  Valencia 35 42
14.  Espanyol 36 42
15.  Deportivo Alaves 36 40
16.  Elche 36 39
17.  Mallorca 36 39
18.  Levante 36 39
19.  Girona 35 39
20.  Real Oviedo 35 29