banner78

15.06.2026, 14:51

Hukuk gündemi: Af mı geliyor, infaz düzenlemesi mi?

Kurban Bayramı'nı geride bıraktığımız şu günlerde; bayram sofralarında, aile ziyaretlerinde ve dost meclislerinde sıkça konuşulan bir konu vardı: “Af çıkacak mı?” Özellikle cezaevinde yakını bulunan vatandaşlar, televizyonlarda duydukları haberleri ve sosyal medyada karşılarına çıkan paylaşımları dikkatle takip ediyor. Kimi zaman bir haber sitesinde, kimi zaman bir sosyal medya paylaşımında “af geliyor” başlığıyla karşılaşıyoruz. Ancak işin hukuki boyutuna baktığımızda, konuşulan her düzenlemenin aslında af anlamına gelmediğini görüyoruz.

Toplumumuzda yıllardır süregelen bir alışkanlık var. Ceza infaz sisteminde yapılan her değişiklik çoğu zaman “af çıktı” şeklinde yorumlanıyor. Oysa hukuk dilinde af ile infaz düzenlemesi birbirinden oldukça farklı kavramlardır:

Af: Devletin işlenmiş bir suç veya verilmiş bir ceza üzerindeki sonuçları tamamen ya da kısmen ortadan kaldırmasıdır. Genel af halinde suçun hukuki sonuçları büyük ölçüde silinirken, özel afta ceza yönünden bir hafifleme veya kaldırma söz konusu olabilir. Bu nedenle af, hukuk sistemimizde oldukça istisnai bir kurumdur ve Anayasamız tarafından sıkı şartlara bağlanmıştır.

İnfaz düzenlemesi: Mahkemenin verdiği cezayı ortadan kaldırmaz. Mahkûmiyet kararı aynen varlığını sürdürür. Değişen şey, cezanın nasıl ve hangi koşullarda yerine getirileceğidir. Başka bir ifadeyle kişinin aldığı ceza silinmez; ancak cezaevinde kalma süresi, koşullu salıverilme tarihi veya denetimli serbestlik uygulamaları yeniden düzenlenebilir.

Türkiye’de ceza infaz sistemine yönelik her yasal girişim, toplumben büyük bir beklenti ve aynı zamanda sert bir tartışma dalgası yaratıyor. Peki, Meclis koridorlarında konuşulan her "indirim" gerçekten bir af mıdır, yoksa sadece infaz usulünde yapılan teknik bir değişiklik mi? Yüksek mahkemelerin yerleşik içtihatları, bu karmaşık sorunun yanıtını net bir çizgiyle ayırıyor.

Kamuoyunda sıkça düşülen en büyük yanılgı, bir yasal düzenlemenin başlığına bakarak karar vermektir. Oysa Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik kararlarına göre, bir yasanın adı "İnfaz Düzenlemesi" olsa dahi içeriği onu bir "af" haline getirebilir.

Anayasa Mahkemesi (2002/99 - 2002/51 sayılı kararı): Hukuksal metinlerin niteliği belirlenirken adına değil, içeriğine bakılmalıdır. Eğer bir düzenleme, hükümlünün "iyi halli" olup olmadığına bakılmaksızın cezaevinden çıkışını sağlıyorsa, bu teknik olarak bir "toplu özel af" niteliği taşır.

Anayasa Mahkemesi, bu tartışmaya bilimsel bir temel kazandırmıştır. Mahkemeye göre temel ayrım şudur: Eğer bir düzenleme suçun tanımını değiştiriyor, cezayı doğrudan azaltıyor veya tamamen ortadan kaldırıyorsa bu "maddi ceza hukuku" alanına girer ve "özel af" olarak nitelendirilir. Ancak düzenleme sadece cezanın cezaevinde nasıl çektirileceğine, denetimli serbestlik sürelerine veya açık cezaevine ayrılma koşullarına ilişkinse, bu bir "infaz düzenlemesi"dir.

Bir düzenlemenin "af" olarak tanımlanması sadece bir terim meselesi değildir; bu tanım yasama sürecindeki "karar yeter sayısını" da doğrudan değiştirir. Anayasa’nın 87. maddesi uyarınca, genel veya özel af ilanı TBMM üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunu (360 milletvekili) gerektirir. Yüksek mahkeme, geçmişte bu çoğunluk sağlanmadan çıkarılan ve "infaz indirimi" adı altında sunulan birçok düzenlemeyi "gizli af" olduğu gerekçesiyle iptal etmiştir.

Yargı kararlarında sıkça vurgulanan bir diğer husus, şartla salıverilme (parole) kurumunun bir af olmadığıdır. Anayasa Mahkemesi’nin 1991 tarihli kararlarında vurgulandığı üzere; şartla salıverilme, hükümlünün cezaevindeki iyi haliyle topluma uyum sağlayabileceğini kanıtlaması üzerine verilen bir "ödül" ve "infazın kişiselleştirilmesi" aracıdır. Affın aksine, şartla salıverilmede ceza tamamen ortadan kalkmaz; sadece geri kalan kısmın dışarıda, belirli şartlara uyularak çekilmesine izin verilir.

Son yıllarda infaz sistemimize giren Covid-19 izinleri ve denetimli serbestlik sürelerindeki artışlar, Yargıtay tarafından "teknik birer infaz usulü" olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi (2024/7158 sayılı kararı), bu tür düzenlemelerin ceza miktarını değiştirmediğini, sadece infazın şeklini (cezaevi yerine dışarıda denetimle) düzenlediğini ifade etmiştir.

İster af ister infaz düzenlemesi olsun, yasa koyucunun takdir yetkisi Anayasa ile sınırlıdır. Mahkemeler, aynı miktar cezayı alanlar arasında suç türüne göre adaletsiz farklar yaratılmasını "eşitlik ilkesine" aykırı bulurken; cezaevi koşullarının engelli veya hasta mahkûmlar için insan onuruna aykırı hale gelmesini de bir hak ihlali olarak görmektedir.

Cezanın özüne dokunan her adım "af", usulüne dokunan her adım ise "infaz düzenlemesi"dir. Ancak her iki durumda da nihai amaç, mahkûmu ezmek değil, onu onuruna yakışır şekilde topluma yeniden kazandırmaktır.

Bir hukukçu olarak şunu özellikle belirtmek gerekir ki ceza adalet sistemi yalnızca hükümlüleri ilgilendiren bir alan değildir. Aynı zamanda suç mağdurlarını, mağdur yakınlarını ve toplumun tamamını ilgilendirir. Bu nedenle yapılacak her değişiklikte adalet duygusunun korunması büyük önem taşımaktadır. Bir tarafta cezasını çekmekte olan insanların topluma yeniden kazandırılması hedeflenirken, diğer tarafta suçtan zarar gören vatandaşların hakları ve toplumun güvenlik beklentisi göz ardı edilemez. Hukuk devletinin görevi bu hassas dengeyi koruyabilmektir.

Bugünlerde sıkça duyduğumuz “af geliyor” söylemlerine temkinli yaklaşmak gerekir. Çünkü gündemden bulunan çalışmaların önemli bir kısmı af değil, infaz sistemine ilişkin düzenlemelerden oluşmaktadır. Aradaki farkın doğru anlaşılması; hem vatandaşlarımızın hukuki beklentilerini sağlıklı şekilde oluşturabilmesi hem de kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Hukuk, söylentilerle değil kurallarla işler. Bu nedenle hepimizin kulağını dedikodulara değil, kanunlara vermesi gerekir.

Hukukun penceresinden saygı ve sevgi ile kalınız.

Av. Mert YAVUZ

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 15 Haziran 2026
İmsak 06:47
Güneş 08:18
Öğle 13:10
İkindi 15:31
Akşam 17:52
Yatsı 19:17
6
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 33 77
2.  Fenerbahçe 33 73
3.  Trabzonspor 33 69
4.  Beşiktaş 33 59
5.  Göztepe 33 55
6.  Başakşehir FK 33 54
7.  Samsunspor 33 48
8.  Çaykur Rizespor 33 40
9.  Konyaspor 33 40
10.  Alanyaspor 33 37
11.  Kocaelispor 33 37
12.  Gaziantep FK 33 37
13.  Eyüpspor 33 32
14.  Kasımpaşa 33 32
15.  Gençlerbirliği 33 31
16.  Antalyaspor 33 29
17.  Fatih Karagümrük 33 27
18.  Kayserispor 33 27
Takımlar O P
1.  Erzurumspor FK 38 81
2.  Amed SK 38 74
3.  Esenler Erokspor 38 74
4.  Çorum FK 38 71
5.  Bodrum FK 38 64
6.  Pendikspor 38 63
7.  Keçiörengücü 38 60
8.  Bandırmaspor 38 60
9.  Manisa FK 38 55
10.  Sivasspor 38 53
11.  İstanbulspor 38 52
12.  Sarıyer 38 52
13.  Iğdır FK 38 50
14.  Van Spor FK 38 49
15.  Boluspor 38 48
16.  Ümraniyespor 38 46
17.  Serik Belediyespor 38 39
18.  Sakaryaspor 38 34
19.  Hatayspor 38 14
20.  Adana Demirspor 38 6
Takımlar O P
1.  Arsenal 36 79
2.  Manchester City 36 77
3.  Manchester United 36 65
4.  Liverpool 36 59
5.  Aston Villa 36 59
6.  Bournemouth 36 55
7.  Brighton & Hove Albion 36 53
8.  Brentford 36 51
9.  Chelsea 36 49
10.  Everton 36 49
11.  Fulham 36 48
12.  Sunderland 36 48
13.  Newcastle United 36 46
14.  Leeds United 36 44
15.  Crystal Palace 36 44
16.  Nottingham Forest 36 43
17.  Tottenham 36 38
18.  West Ham United 36 36
19.  Burnley 36 21
20.  Wolverhampton 36 18
Takımlar O P
1.  Barcelona 36 91
2.  Real Madrid 35 77
3.  Villarreal 36 69
4.  Atletico Madrid 36 66
5.  Real Betis 36 57
6.  Celta Vigo 36 50
7.  Getafe 36 48
8.  Real Sociedad 35 44
9.  Athletic Bilbao 36 44
10.  Sevilla 36 43
11.  Rayo Vallecano 35 43
12.  Osasuna 36 42
13.  Valencia 35 42
14.  Espanyol 36 42
15.  Deportivo Alaves 36 40
16.  Elche 36 39
17.  Mallorca 36 39
18.  Levante 36 39
19.  Girona 35 39
20.  Real Oviedo 35 29