bursagorus.com.tr
2022-11-21 17:32:05

BURSA İLE İLGİLİ KİTAPLARIN PROBLEMLERİ -2-

Uğur Ozan Özen

21 Kasım 2022, 17:32

Bursa ile ilgili kitaplardaki problemler o kadar çok ki. Anlat anlat bitmiyor.

Bursa Devlet Tiyatrosu oyuncusu ve yönetmen Bora Özkulaile 2016 yılında söyleşi yapmıştım. Saray Sineması’nı anlatmıştı:

“Ailemle Saray Sineması’na gittiğimizde, ben filmi değil sinemayı seyrederdim. Kapısı heybetliydi. Osmanlı zamanından kalmaydı belki. Kapıdan içeri girince solda gişe vardı. Fuayesi sütunluydu. Salon giriş katındaydı. Balkon iki katlıydı ve localar vardı. Fuayeden sağlı sollu merdivenle balkona çıkılıyordu. Duhuliye en üstteydi. Duhuliyeden film seyretmesi çok zordu. Tepeden perdeye bakılıyordu. Sinemanın salonu büyük değildi, ama çok güzeldi. Tahminen salon 200 kişilikti. Salondaki koltukta oturduğum zaman filmi değil, işlemeleri, sütunları, perdeleri seyrediyordum. Resimler, çizimler ve camlarda vitray vardı. Vitrayların önü perde ile kapanıyordu. Ölünceye kadar unutamayacağım kadar güzel bir sinemaydı. Saray Sineması, Beyoğlu’nda Ferhan Şensoy’un Ses Tiyatrosu’na benziyordu. Saray Sineması daha küçüktü, locaları çok şirindi. Alt katta pavyon vardı. Adı Parizyen’di. Pavyon varken sinema da vardı.”

Bu bilgiyi Bursa’da Yaşam dergisinin Ekim 2019 tarihli sayısında “Bursa’da İkinci Tiyatronun Az Bilinen Hikâyesi” yazımda kullanmıştım. Bursa ile ilgili bir kitapta içini görenlerin anlattığına göre denilerek ne Bora Özkula ne de benim adım anılmadan kitaba koyulmuş.

***

13 Şubat 2017’de Çalı Köyüne gitmiş, Turhan Çalay’ın yönlendirmesiyle 1945 yılının Kasım ayında Artvin/Yusufeli/Yüksekoba köyünde doğan Muzaffer Pestil ile Cumhuriyet Park Kahvehanesinde söyleşi yapmıştım.

“1963 yılında Tayyare Sineması’nın karşısındaki Akbank’ın olduğu yerde Hamza Yurtoğlu’nun tatlıcı dükkânı vardı. Orada çalışıyordum. Tanıdık emniyet amiri ve dayımın desteğiyle Dilek Sineması’nın gişesinde çalışmaya başladım. 1963’ün Aralık ayında işe başladım, 1964’ün Şubat ayında işten ayrılıp Artvin’e ailemin yanına döndüm. Sinemanın perdesi caddeye doğruydu. Kapıdan içeri girince sağda gişe vardı. Koridorda gelecek filmlerin afişleri yer alırdı. Gişenin yanındaki merdivenden balkona çıkılıyordu. Salon giriş katındaydı. Salonun en arkasında ve balkonda localar vardı. Localar seyirci koltuğuna göre biraz yüksekteydi. Gişenin arkasında, merdivenin altında büfe vardı. Balkonun yakınında yönetim odası vardı. Gişede iki kişi çalışıyordu. Diğer çalışanın adı Hulusi’ydi. Sabahtan akşama kadar çalışıyorduk. Akşam beşten sonra iki kişi geliyordu gişeye. Makine dairesinde üç dört kişi vardı. Cumhur adında bir yönetici vardı. Sanırım önce bir kişi varmış, işe yetişemeyince iki kişi, olmuş. Seanslar sabah onda başlıyordu. Biletler 180 kuruş ve 250 kuruşa satılıyordu. Her seansta biletin rengi değişiyordu. Sabahları beyaz, öğlen turuncu, öğleden sonra açık yeşil renkte biletler olurdu. Karaborsada biletler 400 kuruşa satılıyordu. Birisi patrona şikâyet etmiş. Patronda ‘bir kişiye en fazla on bilet satacaksınız, daha fazla satmayacaksınız’ demişti. ‘Ben Hur’ filmine bilet almak için büyük kuyruk olmuştu. Erzurumlu birisi sinemayı satın almak istemişti. 1 milyon lira vermiş, ama patron satmadı sinemayı.”

Muzaffer Pestil’in anlattıklarını Yenişehir gazetesinin Aralık 2018, 89. sayısında “Bir Zamanlar Dilek Sineması’ydı” yazımda kullanmıştım. Bursa ile ilgili bir kitapta söyleşiyi yapan kişi Raif Kaplanoğlu olarak yazılmıştı. Yazımın hiçbir yerinde Raif Kaplanoğlu’nun adı geçmiyordu. Kitaptaki diğer bilgilerin ne halde olduğunu siz anlayın.

***

Reşat Nuri Güntekin ile Muhsin Ertuğrul mektuplaşmaları çeşitli kitaplarda yayımlanmıştır. Reşat Nuri Güntekin,Türk Tiyatrosu Mecmuası’nınnr.163, 15 Kanunuevvel 1943 tarihli, 163 numaralı sayısına “Mektup” başlıklı yazı yazar. 1913 yılında Bursa’da öğretmenlik yaptığı günlerinden ve Muhsin Ertuğrul’un Ahmet Vefik Paşa’nın yaptırdığı tiyatroda sahnelediği oyundan bahseder. Bu yazı, Reşat Nuri Güntekin 7 Aralık 1956’da vefat ettikten bir hafta sonra,Dünya gazetesinin 14 Aralık 1956 tarihli sayısında yeniden yayımlanır. Bir ay sonra,Muhsin Ertuğrul,Bursa’da Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu açılacağını haberini verdiği“R. Nuri Güntekin’e İkinci Mektup” başlıklı yazısı Devlet Tiyatrosu dergisinin Ocak 1957 tarihli 32. sayısında yayımlanır. Aynı yazı Oyun dergisinin Mart 1957 tarihli ilk sayısında “Reşat Nuri Güntekin’e İKİNCİ MEKTUP” başlığıyla bire kere daha yayımlanır.

Bursa Devlet Tiyatrosu 28 Eylül 1957’de açıldıktan sonra, önce Reşat Nuri Güntekin’in ilk mektubu “75 Yıl Sonra İkinci Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu, Reşad Nuri Güntekin’den Ertuğrul Muhsin’e” başlığı altında Devlet Tiyatrosu dergisinin Ekim 1957 tarihli 35. sayısında yayımlanır. Muhsin Ertuğrul aynı dergide yayımladığı“75 Yıl Sonra İkinci Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu, R. Nuri Güntekin’e İkinci Mektup” başlıklı yazısında Bursa Devlet Tiyatrosu’nun açıldığını yazar. Biraz uzun ve karışık oldu ancak mesele bundan ibaret. Ortada gerçek mektuplaşma yoktur.

***

Vasfi Rıza Zobu’nunO Günden Bu Güne adıyla 1977 yılında yayımladığı anılarında Bursa’nın tiyatro ve sinema hayatıyla ilgili birçok bilgi yer almaktadır. Kitapta Türk Ocağı’nda bahseder: “Hükümet meydanından Yeşil camiine gitmek için, Setbaşı denilen yerde bir köprüden geçilir… Köprünün öbür başında sağ tarafa tesadüf eden kısmında eski bir kilise, etrafında da odalar vardır. Burayı Türk Ocağı’na vermişler. ‘Ocak’ da bu metrûk kilisenin içine bir sahne yaparak tiyatro salonu haline koymuş.”

Kitapta yer alan bu bilgiyi PrusaŞehrengizdergisinde, Nisan 2014 tarihli 49. sayısında “Sahne Işığı Ocakta Parladı” başlığıyla yayımlamıştım. Bu kaynak daha önce kullanılmamıştı. Sonrasında bir baktım ki birileri ne benim makaleme ne de Vasfi Rıza Zobu’nun kitabına atıf yapmadan kullanmaya başladı.

***

Daha yazacak çok konu var. 1958 yılında Kapalı Çarşı yangınının matbaacı Canip Çemrek’in dükkânında çıktığını yazanlar var.

Romans’ın Osmanlı zamanında açıldığını yazan dahi var. Romans’ın tabelasına baksa 1956 yazısına görecek.

Ejder Akışık’ın Bursa Devlet Tiyatrosu’nun tiyatro kursunda ders verdiğini yazan da var. Bu cümleyi yazan kişi, Bursa’da tiyatroyla ilgili yazılan kitapları dikkatlice okumadığı için bu hatayı yapıyor. Çünkü kurs 1972 yılında başlıyor. Ejder Akışık Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncusu. Bursa’da tiyatro dersi veriyor, ama Bursa Devlet Tiyatrosu’nda değil 1960’lı yıllarda Bursa Oda Tiyatrosu’nda.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.