banner78

24.05.2022, 05:00

Türkiye 2022 Kısa Gündem Analizi

2022 yılı önceki yıldan devraldığı gündem maddeleri ile beraber sürekli içeride ve dışarıda ekonomik ve siyasal sorunların tartışılıp yönetilmeye çalışıldığı önemli bir yıl olmaya aday gözüküyor. Uluslararası krizlere dayalı siyasi ve ekonomik etkiler her dönemde ülkemizde hissedilmiştir. Türkiye, 3 kıta arasında geçiş ülkesidir. Özellikle mülteci hareketleri, lojistik, enerji ve gıda başlıklarında gelişen kriz ortamları ülkemizi doğrudan etkileyebilmektedir. Bu yazımızda tüm toplumu etkileyen önemli konu başlıkları ile ilgili önce bir durum tespiti yapacağız. Ardından kamuoyu ve uzman görüşlerini paylaşıp son değerlendirmeyi siz değerli okurlara bırakacağız.

***

Ukrayna-Rusya Savaşı: Her iki ülkenin de Türkiye’ye komşu olmaları ve ciddi ekonomik, siyasi ve askeri ilişkilere sahip olmamız, bir anda ülkemizin pozisyonunun ne olacağı konusunda dünya kamuoyunda merak oluşturdu. Türkiye Montrö Boğazlar Antlaşması gereği savaş zamanı boğazlardan savaş gemilerinin geçemeyeceği kuralını işleteceğini tüm dünyaya açıkladı. Ayrıca savaş halindeki iki ülke ile de ilişkilerini canlı tutarak tarafsız bir pozisyonda durma kararı aldı. Hükümetin bu kararı genel olarak tüm kesimlerce olumlu karşılandı. Savaş nedeniyle her iki ülke ile olan yoğun ticaretimiz olumsuz etkilendi. Enerji ve gıda fiyatlarındaki artış ülkemiz ithalatını değer olarak artırdı. Yurt dışı inşaat taahhütleri olan şirketlerimiz ve turizm sektörü her iki ülkeden gelecek talebin düşmesi nedeniyle olumsuz etkilendiler. Ancak turizm sektöründeki ilk üç aylık veriler kayıpların diğer ülke turistleri ile kapatıldığını gösteriyor. Tabii ki bu gelişmede milli paramızın son 4-5 ayda yüzde 100’lere varan değer kaybının da payı çok büyük. Savaşın sona ermesi Türkiye ekonomisi açısından hayati önem taşıyor.

***

Hayat Pahalılığı ve Enflasyon: Birçok sektörde arz-talep dengesinin oluşturulamaması sorunu yaşanıyor. Özellikle tarım ve hayvancılıkta ithal girdiler kaynaklı maliyet artışları üreticileri üretim yapmaktan alıkoyuyor. Ekilmeyen tarım arazileri artıyor. İthalata mecbur bırakan tarım ve hayvancılık politikaları yerine devletin yatırım planlarında önceliği ciddi şekilde tarım ve hayvancılık sektörüne vermesi, kontrollü destekleme, verimlilik artırıcı çalışmalar, sulama projeleri ve 10 yıllık planlamalarla örgütlü, üretim artırıcı çalışmalar acilen öneriliyor. Üretim yetersizliği ve döviz girdilerindeki kur artışları gıda sektöründe ciddi bir enflasyonu da beraberinde getiriyor. Fiyat artışlarını önleyecek en kalıcı çalışma üretim artışıdır. Konut sektöründeki hatalı kredi genişlemeleri konut fiyatlarını hızla yukarı çekiyor. Yapılması gereken konut talebini artırıcı teşvik değil, konut üretimini artıracak desteklerdir. Konut talebi zaten var. Ayrıca vatandaşlık verilmesi karşılığı konut talebi oluşturulması da doğru değildir. Yabancıların en az 5 yıl vadeli Özel Emeklilik Sigortası kapsamına girmeleri için bir bedel alınması daha doğrudur. Para yatırıldığı zaman oturma izni verilmesi, 5 yıl sonra da Türkçe öğrenme ve uyum kriterlerine bakılarak vatandaşlığa alınabilecekleri şeklinde uygulama yapılabilir. Bu durumda suni bir konut talebi oluşmaz ve konut fiyatları da artmaz. Toplumda oluşan vatandaşlık verilmesi karşıtı tepkilerde makul şekilde karşılanmış olur.

***

Suriyeli-Afgan-Afrikalı Göçmenler Sorunu: Güney sınırımızda yaşanan Suriye iç savaşının doğurduğu bir sorun. Suriye ile olan ilişkilerimizi normalleştirmeden Suriyeli göçmenlerin güvenli dönüşleri kolay gözükmüyor. Suriye’nin kuzeyinde Türkiye kontrolündeki güvenli alanlar ülkemizde geçici sığınma statüsündeki yaklaşık 4 milyon civarındaki göçmenin geri dönüşleri için yeterli bir alan olarak düşünülmüyor. Yaklaşan genel seçimler öncesi bu konu özellikle muhalefet partileri tarafından gündemde tutuluyor. Ayrıca Afrika, Afganistan ve Pakistan kökenli kaçak pozisyonunda ciddi sayıda göçmenin ülkemizde demografik yapıyı değiştirecek riskler oluşturdukları iddiaları kamuoyunu ciddi tedirgin ediyor. Özellikle bazı güney illerimizde nüfus dengesinin göçmenler lehine hızla bozulduğu yerel yöneticilerce ifade ediliyor. Bir başka boyut sanayimizin ve tarım kesiminin bu göçmen işgücüne ihtiyaç duymaları ve bu sayede rekabet gücü kazandıkları hususudur. Ayrıca şehirlerin kenar mahallelerinde gettolar oluşturmaları ve toplumsal uyumsuzluk göstermeleri kaynaklı güvenlik sorunları da yine ülkemiz gündemleri arasındadır. Yüzde 100 çözüm gözükmüyor. Yukarıda belirttiğim olumsuz durumları giderecek, uluslararası hukuka uygun ve insani boyutlarını da dikkate alan çözümler aşamalı olarak kesinlikle oluşturulabilir. Siyasi iradenin bu konuda şeffaf olması ve toplumu tartışmalara alan bırakmayacak şekilde sürekli bilgilendirmesi büyük önem arz ediyor.

***

Sisteme Olan Güven Sorunu Aşılamıyor: Bilindiği üzere ülkemiz yaklaşık 20 yıldır tek başına iktidar ortamında yönetiliyor. Bunun son 4 yılı 2017 referandumu ile kabul edilip 2018 yılında yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi kapsamına girmektedir. İktidarın ilk 10 yılı muhalefetin dahi takdir ettiği yapısal reformların gündeme getirildiği hassas bir dönemdir. AB Katılım Ortaklığı sürecinde ilerlenmesi ile de dış ekonomik ilişkilerde büyük olumlu gelişmeler kaydedilmiştir. Bu sebepledir ki Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük Doğrudan Yabancı Sermaye yatırımlarını bu dönemde almıştır. Bu başarılı dönemde ülkemizin demokratikleşme, ekonomik ve sosyal göstergeler ile şeffaflık ve liyakat başlıklarında mesafe alması, çok farklı siyasi yelpazedeki kişi ve gruplarla ülke yararına projeler üretilmesi ve de toplumda kapsayıcı politikalar üretilmesinin çok büyük etkisi vardır. Ayrıca iktidarın mali ve hukuki denetim konularında toplumu rahatlatan bir tutum izlemesi kamuoyunda ve piyasalarda takdirle karşılanmıştır. Bu süreçte alınan kararların istişare ile alınmasına özen gösterildi. Ayrıca kararların bilime ve rasyonaliteye uygun olması, ayrıca da hukuki süreçlere dikkat edilmesi önem arz ederdi. Uygulanan bu hükümet etme şekli 2011 genel seçimlerinden itibaren çok farklı bir sürece girdi. Daha içe kapalı, şeffaflık ve liyakat konularına önem vermeyen bir hükümet etme anlayışı hâkim oldu. Kamu yönetici seçimlerinde liyakat yerine sadakat ilkesi esas alındı. Terör örgütü Fetö’den boşaltılan tüm kamu kadroları maalesef liyakat kuralları dikkate alınmadan oluşturuldu. Ve devletin işleyişini yeterince bilmeyen bu kadrolar elinde devletin hizmet üretme kapasitesi düştü. Kurumsal yapımız maalesef ciddi güç kaybetti. Birçok kurumun kendi görev alanlarında ürettikleri istatistik ve uygulamalara kamuoyu güveni çok azaldı. Yeni Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden beklenen Kuvvetler Ayrılığı İlkesi gerçekleşmedi. Tam tersine Yürütmenin etkisinde kalan bir yasama ve yargı tablosu oluştu. Yargı sistemine ve mahkemelere güven tarihinin en düşük seviyelerine indi. Yeni hükümet sisteminden beklenen bürokrasinin azaltılması ve kamu hizmetlerinin hızlandırılması amacı, bürokrasinin yetki kullanmaması ve her işte en üst yetkilinin onayını alma adeti de oluşunca işler eskisinden daha ayrımcı ve olumsuz bir hal aldı. Uluslararası endekslerde kamuda hizmet üretim kalitesi düştü ve yolsuzluk endekslerinde yükselme yaşadık.

Özellikle ekonomi yönetiminde yaşanan çok sayıda ve piyasaların anlam veremediği bakan ve üst bürokraside yapılan değişimler, ülkenin orta ve uzun vadede öngörülebilir bir pozisyondan hızla uzaklaşmasına neden oldu. Ekonomide bilime uygun kararlar alan ve döviz kurunu yüzde 15 oranında düşüren yönetici görevden alınırken, yine döviz kurunu yüzde 120 artıran yönetici halen görevini sürdürebilmiştir. İç ve dış piyasalarda güven oluşturma amaçlı kurulmuş bulunan bağımsız kuruluşların (TCMB ve TÜİK gibi) bu özellikleri ellerinden alınarak fiilen bağlı kuruluşlar gibi yönetilmeleri, bu kuruluşlara ve kararlarına olan güveni maalesef sarsmıştır. Ekonomi yönetiminin aldıkları kararların kendi açıkladıkları amaçlara hizmet etmemeleri ve ekonominin giderek bir dolarizasyon sarmalına girme riski piyasalarda kaygı ile karşılanıyor. Ekonomik sorunların çözümünde temel yaklaşımın Güven ortamı oluşturmak olduğunu unutmayalım. Üzülerek görüyoruz ki bu güven ortamının oluşmaması için neredeyse ne gerekiyorsa yapıldı dersek yanlış söylemiş olmayız. İktidar ilk 10 yılında demokratikleşme, şeffaflık, liyakat, istişare ile karar alma ve hukuk devleti uygulamalarında gösterdiği reformist başarılarını, son 10 yılında adeta silmiş, ülkemizde yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, hesap verebilirlik, kurumların kapasitelerindeki bozulma ve bunların sonucunda oluşan ekonomik darboğazlar. Krizlerin dış kaynaklı gerekçeleri de var şüphesiz. Ancak hiçbir ülke dünya kriz ortamına girerken kendi iç hatalı yönetim tercihlerinden dolayı ülke parasının 2-3 ay içerisinde yüzde 100’ün üzerinde devalüe edilmesine izin vermedi. Bu tutum tüm dünyada yaşanan ekonomik kriz ortamının bizim Türkiye olarak katlamalı hissetmemizin de gerekçesi oldu maalesef.

Milletimiz alınan kararları enflasyon canavarı üzerinden yaşayarak bizzat deneyimliyor. Sonuçları itibariyle vatandaş, epeyce canını acıtan bu kararları tam da iktidarın istediği şekilde seçim sandığında değerlendirecek. Layık olduğumuz şekilde bir yönetim tarzını onaylayacağımız kesin. Haydi hayırlısı.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 15 Mayıs 2026
İmsak 06:47
Güneş 08:18
Öğle 13:10
İkindi 15:31
Akşam 17:52
Yatsı 19:17
6
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 33 77
2.  Fenerbahçe 33 73
3.  Trabzonspor 33 69
4.  Beşiktaş 33 59
5.  Göztepe 33 55
6.  Başakşehir FK 33 54
7.  Samsunspor 33 48
8.  Çaykur Rizespor 33 40
9.  Konyaspor 33 40
10.  Alanyaspor 33 37
11.  Kocaelispor 33 37
12.  Gaziantep FK 33 37
13.  Eyüpspor 33 32
14.  Kasımpaşa 33 32
15.  Gençlerbirliği 33 31
16.  Antalyaspor 33 29
17.  Fatih Karagümrük 33 27
18.  Kayserispor 33 27
Takımlar O P
1.  Erzurumspor FK 38 81
2.  Amed SK 38 74
3.  Esenler Erokspor 38 74
4.  Çorum FK 38 71
5.  Bodrum FK 38 64
6.  Pendikspor 38 63
7.  Keçiörengücü 38 60
8.  Bandırmaspor 38 60
9.  Manisa FK 38 55
10.  Sivasspor 38 53
11.  İstanbulspor 38 52
12.  Sarıyer 38 52
13.  Iğdır FK 38 50
14.  Van Spor FK 38 49
15.  Boluspor 38 48
16.  Ümraniyespor 38 46
17.  Serik Belediyespor 38 39
18.  Sakaryaspor 38 34
19.  Hatayspor 38 14
20.  Adana Demirspor 38 6
Takımlar O P
1.  Arsenal 36 79
2.  Manchester City 36 77
3.  Manchester United 36 65
4.  Liverpool 36 59
5.  Aston Villa 36 59
6.  Bournemouth 36 55
7.  Brighton & Hove Albion 36 53
8.  Brentford 36 51
9.  Chelsea 36 49
10.  Everton 36 49
11.  Fulham 36 48
12.  Sunderland 36 48
13.  Newcastle United 36 46
14.  Leeds United 36 44
15.  Crystal Palace 36 44
16.  Nottingham Forest 36 43
17.  Tottenham 36 38
18.  West Ham United 36 36
19.  Burnley 36 21
20.  Wolverhampton 36 18
Takımlar O P
1.  Barcelona 36 91
2.  Real Madrid 35 77
3.  Villarreal 36 69
4.  Atletico Madrid 36 66
5.  Real Betis 36 57
6.  Celta Vigo 36 50
7.  Getafe 36 48
8.  Real Sociedad 35 44
9.  Athletic Bilbao 36 44
10.  Sevilla 36 43
11.  Rayo Vallecano 35 43
12.  Osasuna 36 42
13.  Valencia 35 42
14.  Espanyol 36 42
15.  Deportivo Alaves 36 40
16.  Elche 36 39
17.  Mallorca 36 39
18.  Levante 36 39
19.  Girona 35 39
20.  Real Oviedo 35 29