Toplumun temelini aile oluşturur. Aile kurumu, yalnızca eşler arasındaki bir birliktelik değil; aynı zamanda çocukların yetiştiği, değerlerin aktarıldığı ve sosyal hayatın şekillendiği en önemli yapılardan biridir. Ancak her evlilik beklenildiği gibi devam etmeyebilir. Zaman zaman taraflar arasında ortaya çıkan geçimsizlikler, güven sorunları veya farklı yaşam beklentileri evlilik birliğinin sürdürülemez hale gelmesine neden olabilmektedir.
Boşanma davaları gündeme geldiğinde ise vatandaşların en çok merak ettiği konulardan biri şudur: “Kusurlu olan eş her şeyini kaybeder mi?”
Toplumumuzda boşanma davalarına dair en köklü inanışlardan biri, "Evi terk eden her şeyini kaybeder" ya da "Aldatan taraf beş kuruş alamaz" şeklindeki keskin yargılardır. Gazetedeki bu ilk yazımızda, boşanma hukukunun en çok merak edilen ve en çok yanlış bilinen bu "kusur" meselesini, Yargıtay kararları ve kanun maddeleri ışığında masaya yatırıyoruz. Gerçekten de boşanırken kusurlu olan taraf her şeyini kaybeder mi?
Kusur: Bir "Hak Düşürücü Anahtar" mı, Yoksa Sınırlı Bir Ölçüt mü?Hukuk sistemimizde kusur, boşanmanın mali sonuçları üzerinde kuşkusuz belirleyici bir role sahiptir. Ancak literatürde de vurgulandığı üzere , kusur bir "hak düşürücü genel anahtar" değil, belirli mali sonuçları etkileyen "sınırlı bir ölçüt" olarak görülmelidir. Yani "kusurluyum, öyleyse bittim" demek hukuken doğru bir yaklaşım değildir.
Dava Açma Hakkı: "Kendi Kusuruna Dayanarak Hak Elde Edemezsin"
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi , boşanma davası açabilmek için eşlerin tamamen kusursuz olmasını aramaz. Hatta daha fazla kusurlu olan eşin bile dava hakkı vardır. Ancak burada Yargıtay’ın çok net bir sınırı vardır: Eğer bir eş "tam kusurlu" ise (örneğin sadece kendisi sadakatsizlik yapmış veya şiddet uygulamışsa), açtığı dava karşı tarafın itirazı halinde reddedilir. Hukuk, "Kimse kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemez" der . Dolayısıyla, boşanma kararı verilebilmesi için davalının da az da olsa bir kusurunun bulunması şarttır.
Tazminat ve Nafaka: Kusurun "Yıkıcı" Olduğu Alan
Kusurlu olmanın faturasının en ağır kesildiği yer, boşanmanın fer’î (eki) sonuçlarıdır. TMK m. 174 uyarınca; sadece "kusursuz veya daha az kusurlu" olan taraf maddi ve manevi tazminat alabilir.
Manevi Tazminat: Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf tazminat ister. Örneğin; eşine ağır hakaret içerikli mesajlar gönderen veya eşinin yüzüne tüküren bir taraf "tam kusurlu" kabul edilir ve tazminat talepleri reddedildiği gibi, kendisi tazminat ödemeye mahkûm edilir.
Yoksulluk Nafakası: TMK m. 175’e göre, nafaka isteyen tarafın kusuru diğerinden "daha ağır" olmamalıdır. Yani ağır kusurlu bir eş, boşanma sonrası yoksulluğa düşse bile nafaka alamaz . Hatta Yargıtay bir kararında, eşine büyücülük faaliyetleriyle psikolojik baskı kuran ve ağır hakaretler eden kadının yoksulluk nafakası talebini bu nedenle reddetmiştir.
Büyük Yanılgı: Mal Paylaşımı ve Ziynet Eşyaları
Gelelim en önemli noktaya: Kusurlu olan taraf, evlilik içinde edinilen malları ve takıları kaybeder mi? İşte burada "her şeyi kaybetme" efsanesi çökmektedir.
Mal Paylaşımı (TMK m. 236):Genel kural şudur; boşanmada kimin daha kusurlu olduğu, kural olarak mal paylaşım oranını değiştirmez. Siz
%100 kusurlu olsanız bile, evlilik birliği içinde edinilen malların "artık değerinin" yarısını alma hakkına
sahipsiniz. Bunun sadece iki istisnası vardır: Zina (TMK 161) ve Hayata Kast (TMK 162). Sadece bu iki sebeple boşanmaya karar verilirse, hakim kusurlu eşin payını azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Diğer tüm hallerde (şiddetli geçimsizlik, haysiyetsiz yaşam vb.) mal paylaşımı kusurdan etkilenmez.
Ziynet Eşyaları (Takılar): Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, ziynet eşyaları kadına ait "kişisel mal" sayılır. Boşanmada kadının "tam kusurlu" olması dahi, takıların kendisine iade edilmesine engel değildir. Yani kusur, kişisel malvarlığına el konulması sonucunu doğurmaz.
Miras Hakları ve Beklenmedik Sonlar
Kusur, miras hakları üzerinde de etkilidir. Boşanan eşler birbirinin mirasçısı olamaz . Hatta boşanma davası devam ederken eşlerden biri ölürse, mirasçılar davaya devam edip sağ kalan eşin kusurunu ispatlarsa, o eş miras hakkını tamamen kaybeder.
Sonuç Olarak,
Boşanma sürecinde kusur; tazminat, nafaka ve miras gibi "mali destek" ve "telafi" niteliğindeki haklar üzerinde yıkıcı bir etkiye sahipken; kişinin mülkiyet hakkı (mal paylaşımı ve kişisel mallar) üzerinde -istisnalar hariç-doğrudan bir kayıp doğurmaz.
Unutulmamalıdır ki; mahkemeler kusur belirlerken duyumları değil, somut delilleri esas alır. Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar (örneğin bir hatadan sonra evliliğe devam edilmesi) ise artık kusur olarak ileri sürülemez.
Boşanma, sadece bir birlikteliğin sonu değil, aynı zamanda hakların yeniden dağıtıldığı hukuki bir süreçtir. Bu süreçte "her şeyi kaybetme" korkusuyla hareket etmek yerine, kusurunhukuki sınırlarını bilmek en doğru pusuladır.
Günümüzde sosyal medya ve internet ortamında hukuki konular hakkında çok sayıda bilgi dolaşmaktadır. Ne yazık ki bu bilgilerin önemli bir kısmı eksik veya hatalıdır. Her boşanma dosyası kendi özel koşulları içerisinde değerlendirilir. Aynı görünen iki olayın hukuki sonucu dahi farklı olabilir. Bu nedenle kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek yerine, somut olayın özelliklerine göre hukuki destek almak her zaman daha sağlıklı olacaktır.
boşanma davalarında kusur önemli bir faktördür; ancak her hakkın kaybedilmesine neden olan mutlak bir ölçüt değildir. Tazminattan nafakaya, velayetten mal paylaşımına kadar her konu kendi hukuki şartları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Bu nedenle “kusurlu olan her şeyini kaybeder” şeklindeki yaygın inanışın hukuki gerçekliği tam olarak yansıttığını söylemek mümkün değildir.
Unutulmamalıdır ki adalet, yalnızca tarafların hatalarını değil; olayın bütününü, delilleri ve kanunun öngördüğü ölçütleri birlikte değerlendirerek tecelli eder.
Bu süreçte kıymetli okurlarımıza bilgilendirici yazılar ile yanında olmaya gayret edeceğiz. Sorularınız, yorumlarınız ve değerli eleştirileriniz için her daim iletişimde olabilirsiniz.
Av. Serra HAYMAserrahayma@gmail.com