Paylaşıp silmek, "hesabım çalındı" demek ya da "ifade özgürlüğü"ne sığınmak artık kurtarmıyor.
Yargıtay ve mahkemeler, dijital dünyadaki ayak izlerini adım adım takip ederek ağır faturalar kesiyor.
Günümüzde eline telefonu alanın dilediğini yazdığı sosyal medya platformları, hukuk dünyasının merceği altında. Eskiden "yazar silerim, kimse bulamaz" ya da "hesabım çalındı der kurtulurum" diye düşünülen devir kapandı. Mahkemeler artık sadece ekran görüntülerine değil, o mesajın hangi cihazdan atıldığına ve şifresine kadar iniyor.
"Heabım Çalındı" Bahanesi Sökmüyor!Birçok davada sanıkların en büyük sığınağı olan "Hesabım hacklendi, ben yazmadım" savunması artık kolay kolay kabul görmüyor. Yargıtay’ın önündeki bir dosyada, bir siyasetçinin Twitter hesabından hakaretler yağdırılmış, ancak kendisi "hesabım çalındı" demişti. Yapılan teknik incelemede, söz konusu tweetlerin şahsın kendi iPad’inden atıldığı ve atıldıktan hemen sonra silindiği tespit edildi. Mahkeme, cihazın şifreli olduğunu ve başkasının eline geçme ihtimalinin zayıflığını vurgulayarak "Sen yazdın" dedi.
Silinen Mesajlar Boşanma Davasında DelilBoşanma aşamasındaki çiftler arasında da sosyal medya büyük bir savaş alanı. Eşinin sadakatsizliğini kanıtlamak isteyen bir kadın, kocasının başka kadınlarla olan Facebook yazışmalarını mahkemeye sundu. Koca, bu mesajları aleyhine kullanılmasın diye hemen sildi ve "hesap benim değil" dedi. Ancak mahkeme, profil fotoğrafının kocanın vekâletnamesindeki fotoğrafla aynı olmasını ve iş yerindeki arkadaşlarıyla yazışmalarını kanıt saydı. "Mesajları silmen, o yazışmaların yapıldığı gerçeğini değiştirmez" diyerek kadını haklı buldu.
Su Aboneliği Bilgisini Paylaşmak Bile Suç!İfade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki çizgi artık çok daha keskin. Bir belediye başkanı ile bir milletvekili arasındaki tartışmada, belediye başkanının rakibinin eşine ait şirketin adresini, su aboneliği bilgilerini ve akrabalarının kimlik numaralarını Twitter’da paylaşması pahalıya patladı. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay, bu tür özel bilgilerin rıza dışı ifşasını "kişisel verilerin korunması hakkının ihlali" olarak gördü ve tazminata hükmetti.
"Siyasi Eleştiri" Her Şeyi KapsamazSiyasetçilerin sert eleştirilere katlanması gerektiği bilinen bir gerçek olsa da, bu durum hakaret etme özgürlüğü vermiyor. Bir davada, karşı tarafı "eşcinsel ilişkiler yaşamakla" suçlayan bir dilekçe, "hak arama özgürlüğü" kapsamında değerlendirilmedi. Mahkeme, bu tür ifadelerin doğrudan kişilik haklarına saldırı olduğuna ve tazminat ödenmesi gerektiğine karar verdi.
Şirketlerin İtibarı da Koruma AltındaSadece şahıslar değil, şirketler de klavye silahşorlarının hedefinde. Bir holding hakkında "kredilerini ödeyemiyor, icralık oldu" şeklinde asılsız iddialarda bulunan bir milletvekili, 200 bin TL tazminat ödemeye mahkûm edildi. Mahkeme, bankalardan gelen "borcu yoktur" yazılarını esas alarak, ticari itibarı zedeleyen yalan haberlerin ifade özgürlüğü sayılamayacağını net bir şekilde ortaya koydu.
Unutmayın;
Dijital dünyada attığınız her adım, silmiş olsanız bile bir gün mahkemede karşınıza çıkabilir. Hukuk, "paylaş" butonuna basmadan önce iki kez düşünmenizi öneriyor.
Av. Serra HAYMAserrahayma@gmail.com - 0541 870 76 72