banner78

27.10.2021, 00:42

Karbon Kaçağı

“Katı çevresel düzenlemeler verimi artırabilir ve ticareti de güçlendirecek yenilikçi adımların atılmasını teşvik edebilir. Katı çevresel düzenlemeler daha temiz ve yeşil bir üretimin benimsenmesine yol açabilir.”

1991 yılında ekonomist Michael Porter bu hipotezi ortaya atmış. Ondan sonra da bu hipotez Porter hipotezi olarak anılmış.

Gerçekten öyle mi olur? Yasaları sıkılaştırdıkça, vergileri veya cezaları artırdıkça istediğiniz çevre dostu sonuçları almaya başlar mısınız?

Belli ki her zaman öyle olmaz. Bazen olur, bazen de başka şeyler olur. Kaçaklar olabilir mesela.

Bölgenizde bir iklim hedefi koyuyorsunuz. Kararlısınız. Karbondioksit emisyonunu sınırlayacaksınız. Karbonlu yakıt kullanımına vergiler getiriyorsunuz. Endüstriyel kuruluşlara diyorsunuz ki “Sınırlı bir emisyon üretme hakkın var. Daha fazla üretmek için karbon izni satın alman gerekiyor. Belirlenen süre içinde karbon iznin olmadan emisyon üretmişsen ceza ödeyeceksin.” Karbon fiyatlandırması için ticari bir sistem de geliştiriyorsunuz bu sözlerinizi desteklemek için. Bütün bunlardan sonra da bölgenizdeki endüstrinin artık yeşil kurallara geçmesini bekliyorsunuz.

Endüstriyel kuruluşlar bu yeşil kuralları çok da benimsemiyor. Hesaplarını yapıyorlar. Bulundukları yerde üretime devam ederek karbon vergisi mi ödemeli? Karbon vergisi ödememek için temiz üretime mi geçmeli? Yoksa karbon vergisi olmayan bir başka ülkede üretime mi başlamalı?

Hangisinin maliyeti daha düşük? Üretimi başka bir ülkeye kaydırmak ve karbonu yoğun endüstriyel üretime başka bir ülkede devam etmek daha düşük maliyetli çıkabilir bazı durumlarda. Taşınmaya karar verebilir endüstriyel kuruluş. Bu durum “Kirlilik Sığınağı Hipotezi” ile açıklanmış. Yani nam-ı diğer “Karbon Kaçağı.”

Sera gazı emisyonları bir ülkede katı emisyon politikası nedeniyle azalırken, başka bir ülkede artıyorsa “karbon kaçağı var” diyoruz. Ülkenin emisyon üretme kuralları arttıkça üretimin yerel maliyeti büyümeye başlıyor. Üretici, pazardaki rekabette maliyet açısından dezavantajlı duruma geliyor ve bunun önüne geçmek için kirli üretimini başka bir ülkeye taşıyor. Sonuçta küresel çapta üretilen sera gazı emisyonları azalmamış, sadece yer değiştirmiş oluyor.

Avrupa’da 2005 yılından beri bir emisyon ticaret sistemi (ETS) bulunuyor. Bu sisteme göre her yıl bir emisyon üst limiti konuluyor. Bu üst limit, sisteme tabi tutulan endüstriyel kuruluşlar arasında emisyon izni olarak paylaştırılıyor. Size izin verilen miktardan fazla karbondioksit ürettiyseniz bu fazla miktarı karşılayacak kadar izin satın almanız gerekiyor. Bu sistem sizi zorlamaya mı başladı, o zaman tası tarağı toplayıp başka bir ülkeye taşınmayı düşünebilirsiniz. Avrupa Birliği, kendi ekonomisi açısından taşınmanızı istemiyor. Üretime bölgesinde devam etmenizi istiyor. Bunu önlemek için de karbon kaçağı riski olan endüstrilere bolca ücretsiz izinler dağıtıyor. Ücretsiz izinleri o kadar bolca dağıtıyor ki arz talep dengesi kurarak belirlenmiş izin ücretlerinin fiyatları caydırıcılıktan çok uzak bir noktada kalıyor. Belki bu şekilde karbon kaçağını önlemeyi başarıyor ama endüstrilerde yeşile dönme motivasyonunu istediği oranda oluşturamıyor.

Karbonun Bir Bedeli Olmalı!

“Karbonun bir bedeli olmalı. Doğa bu bedeli daha fazla ödeyemez”, diyordu Avrupa Komisyonu Başkanı, emisyon ticaret sisteminden söz ederken. Bir taraftan da ortaya çıkabilecek “Karbon Kaçağı” durumu için nasıl önlem alınabileceğini düşünüyordu komisyon üyeleri. Sınırda Karbon Vergisi düzenlemesiyle çıkageldiler. 2021 Temmuzunda sundukları “55’e Uyum Paketi” içinde Sınırda Karbon Düzenlemesi yeni bir düzenleme olarak yer aldı. O günden beri belki de en çok tartışılan öneri bu oldu. Oysa 55’e Uyum Paketi içinde başka şeyler de vardı.

Bu paket içinde iklim, enerji, yakıtlar, ulaşım, binalar, arazi kullanımı ve ormancılık alanlarında 13 düzenleme vardı aslında. Bu düzenlemelerin sekizi mevcut düzenlemelerin güçlendirilmesiyle ilgiliydi. Beş düzenleme de yeni getirildi. Bu düzenlemelerden yalnızca Sınırda Karbon Düzenlemesi Avrupa dışındaki ülkeler tarafından çokça tartışıldı.

Karbon Kaçağı Riski Olan Sektörler Nasıl Belirleniyor?

Emisyon ticaret sistemi altyapısı içinde, sektörlerin karbon kaçağı riskinin olup olmadığı belirlenirken potansiyel karbon maliyetlerinin toplam üretim maliyetlerini hangi oranda artıracağına bakılmış. Bunun yanında Avrupa dışındaki ülkelerle ticaret yoğunlukları da göz önünde bulundurulmuş. Karbon fiyatlandırması sonucunda bir sektörün üretim maliyeti en az yüzde 5 oranında artıyorsa ve sektörün AB dışındaki ülkelerle ticaret (ithalat ve ihracat) yoğunluğu yüzde 10’un üzerindeyse bu sektörün önemli derecede karbon kaçağı riskiyle karşı karşıya olduğu kabul edilmiş. İlave maliyet yüzde 30’un üzerinde ise ve ticaret yoğunluğu yüzde 30’un üzerinde ise sektörün karbon kaçağına maruz kaldığı kabul edilmiş.

Önemli ölçüde karbon kaçağına maruz kaldığı belirlenen sektörlere serbest emisyon izinleri verilmiş. Emisyon izinlerinin miktarı, ürünün üretilen miktarının (ton) bu ürün için belirlenen emisyon eşik değeri (ton emisyon) ile çarpılması sonucu hesaplanmış. Karbon kaçağı riski bulunmayan sektörlere verilen ücretsiz emisyon izinleri ise kademeli olarak azaltılmış. Hesaplamada kullanılan eşik değerler en etkin uygulamaları esas aldığı için, verilen izinlerin ancak en etkin uygulamaların ihtiyacını karşılayacak düzeyde olması sağlanmış.

Ancak Avrupa bugüne kadar getirdiği emisyon ticaret sisteminden tam olarak beklediği performansı alamamış. Çünkü çok fazla ücretsiz izin dağıtmış ve arz-talep piyasasına göre belirlenen emisyon izni fiyatları yeterince caydırıcı olamamış.  Bu nedenle 2021 yılından sonra ücretsiz izinleri yalnızca üretimini AB dışına kaydırma riski “çok yüksek” olan sektörlere vermeyi planlıyor. Karbon riski bulunan sektörleri belirleme kriterlerini değiştiriyor ve sadece ticaret ve emisyon yoğunluğuna odaklanmayı planlıyor. Bu politika 2030 yılına kadar sürdürülecek gibi görünüyor, yeni kurallar ve kriterlerle.

Karbon kaçağı riski bulunmayan sektörler için 2026’ya kadar yüzde 30 oranında ücretsiz izin vermeyi ve daha sonra ücretsiz izin olayını tamamen kaldırmayı planlıyor.

Avrupa Komisyonu Sınırda Karbon Düzenlemesi mekanizmasıyla hem karbon kaçaklarını önlemeyi hem de üretimin yeşile dönmesini sağlamak istiyor. Maliyetleri artarak yeşile dönen üretimini rekabet piyasasında korumaya çalışıyor. Sadece kendi sınırları içinde değil sınırları dışında da bir etki alanı oluşturmaya çalışıyor. 

Türkiye sınırda karbon düzenlemesi kapsamına giren çimento, demir-çelik,  alüminyum ve gübre gibi sektörlerde ihracatının neredeyse yüzde 55’ini AB’ye yapıyor. Düzenlemeden en çok Rusya, Çin ve Türkiye etkilenecek; bu ülkelerin AB’ye ihracat payları sırasıyla yaklaşık 9, 7 ve 5,8 milyar dolar düzeylerinde.  Türkiye için demir çelik sektörünün yaklaşık 3,8 milyar dolarlık pazar payını 1,9 milyar dolarlık pazar payıyla alüminyum izliyor. Bu nedenle AB’nin yeşil kurallarına göre oynamak ve bu pazarı kaybetmemek Türkiye için önemli olacak. Burada soru şu: Türkiye’nin ithalatını kaybetmek Avrupa Birliği için ne derece önemli olacak?

Tüm sınırda karbon sektörlerinin AB endüstrisinin brüt katma değerine katkısının çok da büyük olmadığını görüyoruz. Bu sektörlerin AB’nin toplam brüt katma değerine katkılarının yalnızca yüzde 0,79 düzeyinde olduğu ve AB’nin toplam ithalatının yalnızca yüzde 2,61’ini oluşturduğu dikkatimizi çekiyor.

Ekonomik açıdan bakıldığında, Türkiye’nin AB’nin Yeşil Mutabakat sürecine uyum sağlamasının AB’den çok Türkiye için bir zorunluluk olduğunu düşünmeden edemiyoruz.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 07 Haziran 2026
İmsak 06:47
Güneş 08:18
Öğle 13:10
İkindi 15:31
Akşam 17:52
Yatsı 19:17
6
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 33 77
2.  Fenerbahçe 33 73
3.  Trabzonspor 33 69
4.  Beşiktaş 33 59
5.  Göztepe 33 55
6.  Başakşehir FK 33 54
7.  Samsunspor 33 48
8.  Çaykur Rizespor 33 40
9.  Konyaspor 33 40
10.  Alanyaspor 33 37
11.  Kocaelispor 33 37
12.  Gaziantep FK 33 37
13.  Eyüpspor 33 32
14.  Kasımpaşa 33 32
15.  Gençlerbirliği 33 31
16.  Antalyaspor 33 29
17.  Fatih Karagümrük 33 27
18.  Kayserispor 33 27
Takımlar O P
1.  Erzurumspor FK 38 81
2.  Amed SK 38 74
3.  Esenler Erokspor 38 74
4.  Çorum FK 38 71
5.  Bodrum FK 38 64
6.  Pendikspor 38 63
7.  Keçiörengücü 38 60
8.  Bandırmaspor 38 60
9.  Manisa FK 38 55
10.  Sivasspor 38 53
11.  İstanbulspor 38 52
12.  Sarıyer 38 52
13.  Iğdır FK 38 50
14.  Van Spor FK 38 49
15.  Boluspor 38 48
16.  Ümraniyespor 38 46
17.  Serik Belediyespor 38 39
18.  Sakaryaspor 38 34
19.  Hatayspor 38 14
20.  Adana Demirspor 38 6
Takımlar O P
1.  Arsenal 36 79
2.  Manchester City 36 77
3.  Manchester United 36 65
4.  Liverpool 36 59
5.  Aston Villa 36 59
6.  Bournemouth 36 55
7.  Brighton & Hove Albion 36 53
8.  Brentford 36 51
9.  Chelsea 36 49
10.  Everton 36 49
11.  Fulham 36 48
12.  Sunderland 36 48
13.  Newcastle United 36 46
14.  Leeds United 36 44
15.  Crystal Palace 36 44
16.  Nottingham Forest 36 43
17.  Tottenham 36 38
18.  West Ham United 36 36
19.  Burnley 36 21
20.  Wolverhampton 36 18
Takımlar O P
1.  Barcelona 36 91
2.  Real Madrid 35 77
3.  Villarreal 36 69
4.  Atletico Madrid 36 66
5.  Real Betis 36 57
6.  Celta Vigo 36 50
7.  Getafe 36 48
8.  Real Sociedad 35 44
9.  Athletic Bilbao 36 44
10.  Sevilla 36 43
11.  Rayo Vallecano 35 43
12.  Osasuna 36 42
13.  Valencia 35 42
14.  Espanyol 36 42
15.  Deportivo Alaves 36 40
16.  Elche 36 39
17.  Mallorca 36 39
18.  Levante 36 39
19.  Girona 35 39
20.  Real Oviedo 35 29