banner78

18.01.2022, 08:49

Avrupa Birliği Ve Türkiye İlişkileri: Ne Seninle Ne De Sensiz…

Avrupa Birliği çağdaş dünyanın gördüğü en büyük uluslar üstü (supra national) örgütlenmedir. Büyük bir entegrasyon projesidir. Hayali bir hayli eskilere gitmektedir. Çağlar boyunca birbirini kırıp geçiren Avrupalılar içinde kimi düşünürler, yazarlar ve devlet adamları bu yok edici gidişe zaman zaman dur demek istemişler ve Avrupa’nın bütünleşmesini ve yekpare bir Avrupa düzeni kurmayı önermişlerdir.

Avrupa’nın “birleşmesi “düşüncesinin ilk izlerine 14. yüzyılda Dante’de rastlanır. Aynı yüzyılda Dubois’nın yazılarında da görülen bu fikrin sonraki asırlarda takipçileri olagelmiştir. 15. Yüzyılda Bohemia Kralı George, 17. yüzyılda Emeric Cruce, ve sonrasında Victor Hugo bunlar arasında sayılabilir. Tarihi seyir içinde Avrupa birliği hayallerini kurmayı tetikleyen olaylar gerçekleştikçe bu fikir de giderek daha çok gündeme getirilir olmuştur. Rönesans, ticaretin gelişip yaygınlaşması, İstanbul’un fethi, Avrupa’yı kasıp kavuran din ve mezhep savaşları, veba ve kıtlık gibi baş edilmesi zor büyük olaylar ile Fransız Devrimi bunların başlıcasıdır.

J.J. Rousseau ve Immanuel Kant gibi önde gelen filozofların da bu konuda düşünceleri ve önerileri olmuştur. Kısacası Avrupa bir yandan bitmeyen savaşlarla ve çatışmalarla sarsılırken, diğer yandan da “Birleşik Avrupa” hayali bitmeyen bir senfoni gibi dile getirilmeye devam etmekteydi. Ta ki Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İkinci Dünya Savaşı’yla dibe vuran Avrupa, artık yolun sonuna gelinceye dek… Otobana çıkmadan önce son dönemeç olan bu aşamada Avrupalılar başlarını iki ellerinin arasına alıp derin derin düşünmüşler ve sonunda kömür ile demir ve çeliğe sınır getirmede çareyi bulmuşlardır.

Savaşın ana malzemelerinin üretim ve kullanımına, daha da önemlisi bunların silah sanayi ve savunma endüstrisindeki marjlarına sınır getirerek bu mega sorunu çözmeyi planlamışlardır. Bunun için köklü bir anlaşma yapmak gerekecekti. Ve bunu da yaptılar.

Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman tarafından temel prensipleri 1949 yılında ilan edilen bu anlaşma 1951 yılında Paris’te imzalanan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurulmasıyla hayata geçirilmiştir. Altı Avrupa ülkesinin imza attığı ve Avrupa Birliği’nin temeli olan bu anlaşma, mahiyeti itibariyle bu ölçekte ve bu niyetle oluşturulmuş ilk uluslararası örgütlenme oluyordu.

Fransa ve Batı Almanya başta olmak üzere üyeleri arasında kömür ve çelik endüstrilerinin yönetimini bir araya getirmesi, dönemin en önemli sanayi hammaddeleri olan kömür ve çelikten doğabilecek herhangi bir uyuşmazlığın önlenmesi ve buna bağlı olarak iki ülke arasındaki olası bir savaşın engellenmesi amacıyla yapıldı. Böylece Avrupa'daki ilk uluslar üstü topluluk, 1951 Paris Antlaşması'yla Fransa ve Almanya'nın katılımlarının yanı sıra, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg tarafından kurulmuş oldu. 1957’de Roma Anlaşması ile süreç devam ettirildi.

O tarihten bu yana Avrupa Birliği’nin günümüzdeki formatına ve yapısal ve işlevsel düzenine gelinceye değin belli aşamalarda Topluluk gelişmiş ve sonunda bir “Birlik” oluşmuştur. Ana aşamalar Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKTÇ), Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET), Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ( EURATOM), Avrupa Topluluğu (AT)  nihayetinde Avrupa Birliği (AB) dir. Avrupa Birliği son tahlilde 1993 Maastricht Anlaşması ile kurulmuştur. Ardından Amsterdam Anlaşması, Nice Anlaşması ve Lizbon Anlaşması ile Avrupa Birliği’nin kurumsal yapısı pekiştirilmiş ve ana stratejiler belirlenmiştir.

Avrupa Birliği 6 üye ile başladığı yolculuğuna günümüzde 27 üye ile devam etmektedir. Bilindiği gibi Büyük Britanya 31 Ocak 2020’de Brexit ile ayrılınca sayı 28’den 27’ye düşmüştür. Birliğin kapısında hali hazırda bekleyen ülkeler vardır. Bunlardan bazıları umutla o kapıyı beklerken bazıları ise aynı umudu taşıyamamaktadır.  En son 2013 yılında Hırvatistan, 2007’de ise Bulgaristan ve Romanya Birliğe üye olarak girmişlerdir.

Günümüzde Arnavutluk, Karadağ, Sırbistan, Kuzey Makedonya ve Türkiye AB üyeliğinde sıralarını beklemektedir. İzlanda’nın da benzer bir sürece dahil olduğu, ancak 2015 yılında bu sürecin AB tarafından resmi olarak sonlandırıldığı bilinmektedir. Ayrıca üyelik başvurusu yapıp doğrudan reddedilen bir ülke olarak Fas’ı da dile getirmek gerekir.

Bekleyenler arasında ilk adaylık başvurusunu yapan ve adaylık statüsünü alan ülke Türkiye’dir. Türkiye Nisan 1987’de adaylık başvurusunda bulunmuş ve Aralık 1999’da adaylık statüsü kazanmıştır. Birlik ile Türkiye arasında müzakereler Aralık 2004 tarihinde başlatılmıştır. Türkiye müzakere konu başlıkları olan 35 Fasıldan yarıya yakınını gerçekleştirmiş olup, son yıllarda bu süreçte bir yavaşlama periyoduna girmiştir.

Son olarak geçtiğimiz yıl sona ererken AB’den sarsıcı bir karar gelmiştir. Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki gerilim devam ederken, AB Genel İşler Konseyi 14 Aralık’ta (2021) alınan kararları duyurdu. Türkiye’nin AB’ye giriş müzakerelerinden uzaklaşmaya devam edildiğinin belirtildiği kararda, “AB Konseyi, “Türkiye’nin AB’den giderek daha fazla uzaklaştığını” üzülerek not ediyor” ifadesi kullanıldı.

Aynı metinde, Türkiye ile müzakerelerde yeni bir fasıl açılması ya da kapanmasının ise gündemde olmadığı kaydedildi. Konsey ayrıca Türkiye’ye de uyarılarda bulundu. Yapılan açıklamada, Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini düzeltmesi ve negatif tavırlarını ( ki karar da “tehditlerini” ifadesi geçmektedir) bir kenara bırakması istenirken, bütün AB üyesi ülkelerin kıta sahanlığına, hava sahalarına ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiği belirtildi. Konsey ayrıca, müzakerelerin devam etmesi için Türkiye’nin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini de duyurdu.

1959 yılında başlayan Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri uzunca süre devem eden deyim yerindeyse bu “uzatmalı nişanlılık” aşamasından “nikah” aşamasına bir türlü geçememiştir. Tam da burada akla o meşhur şarkının sözleri geliyor; “…ne seninle ne de sensiz…” Gerçekten de Avrupa Birliği’yle ilişkilerimizi özetleyen bir söz olabilir bu. Hele de Avrupa bakışı açısından…

Türkiye’nin 1963 yılında Ankara Anlaşması ile perçinlenen bu ilişkisi; Katma Protokol (1973), Adaylığa Başvuru (1987), Gümrük Birliği (1996), Adaylık Statüsünün Kabulü (1999),  Katılım Müzakerelerinin Başlaması (2005) , Pozitif Gündem’in Başlatılması (2012) ve Müzakerelerin Durdurulması (2016) şeklinde günümüze kadar gelmiştir. Bugün AB ile ilişkilerimiz maalesef pozitif bir görünümde değildir. Konunun bu noktaya gelmesinde doğal olarak iki tarafın da aksayan yanları ve eksiklikleri olmuştur. Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olma idealini ve gayretini devam ettirdiği süreçte pek çok kazanımlar elde etmiştir. Bilhassa hukuk alanında ve ekonomik alanda elde edilen bu kazanımların sürdürülmesi ve evrensel değerlerle ülkenin buluşturulması süreci, Avrupa Birliği üyeliği idealiyle daha disiplinli ve daha rasyonel olarak gerçekleşebilecektir. Sonunda üye olabilir ya da olamayabiliriz, ama süreç sağlıklı bir şekilde devam ettirildiğinde, elde edilecek kazanımlardan dolayı kazanan Türkiye ve Türk insanı olacaktır.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 15 Mayıs 2026
İmsak 06:47
Güneş 08:18
Öğle 13:10
İkindi 15:31
Akşam 17:52
Yatsı 19:17
6
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 33 77
2.  Fenerbahçe 33 73
3.  Trabzonspor 33 69
4.  Beşiktaş 33 59
5.  Göztepe 33 55
6.  Başakşehir FK 33 54
7.  Samsunspor 33 48
8.  Çaykur Rizespor 33 40
9.  Konyaspor 33 40
10.  Alanyaspor 33 37
11.  Kocaelispor 33 37
12.  Gaziantep FK 33 37
13.  Eyüpspor 33 32
14.  Kasımpaşa 33 32
15.  Gençlerbirliği 33 31
16.  Antalyaspor 33 29
17.  Fatih Karagümrük 33 27
18.  Kayserispor 33 27
Takımlar O P
1.  Erzurumspor FK 38 81
2.  Amed SK 38 74
3.  Esenler Erokspor 38 74
4.  Çorum FK 38 71
5.  Bodrum FK 38 64
6.  Pendikspor 38 63
7.  Keçiörengücü 38 60
8.  Bandırmaspor 38 60
9.  Manisa FK 38 55
10.  Sivasspor 38 53
11.  İstanbulspor 38 52
12.  Sarıyer 38 52
13.  Iğdır FK 38 50
14.  Van Spor FK 38 49
15.  Boluspor 38 48
16.  Ümraniyespor 38 46
17.  Serik Belediyespor 38 39
18.  Sakaryaspor 38 34
19.  Hatayspor 38 14
20.  Adana Demirspor 38 6
Takımlar O P
1.  Arsenal 36 79
2.  Manchester City 36 77
3.  Manchester United 36 65
4.  Liverpool 36 59
5.  Aston Villa 36 59
6.  Bournemouth 36 55
7.  Brighton & Hove Albion 36 53
8.  Brentford 36 51
9.  Chelsea 36 49
10.  Everton 36 49
11.  Fulham 36 48
12.  Sunderland 36 48
13.  Newcastle United 36 46
14.  Leeds United 36 44
15.  Crystal Palace 36 44
16.  Nottingham Forest 36 43
17.  Tottenham 36 38
18.  West Ham United 36 36
19.  Burnley 36 21
20.  Wolverhampton 36 18
Takımlar O P
1.  Barcelona 36 91
2.  Real Madrid 35 77
3.  Villarreal 36 69
4.  Atletico Madrid 36 66
5.  Real Betis 36 57
6.  Celta Vigo 36 50
7.  Getafe 36 48
8.  Real Sociedad 35 44
9.  Athletic Bilbao 36 44
10.  Sevilla 36 43
11.  Rayo Vallecano 35 43
12.  Osasuna 36 42
13.  Valencia 35 42
14.  Espanyol 36 42
15.  Deportivo Alaves 36 40
16.  Elche 36 39
17.  Mallorca 36 39
18.  Levante 36 39
19.  Girona 35 39
20.  Real Oviedo 35 29