Hukuki Analiz ve Yargıtay Uygulaması Işığında Edinilmiş Malların Tasfiyesi
Boşanma sürecine giren veya evliliğinde ciddi krizler yaşayan eşlerin en sık başvurduğu yöntemlerin başında, tapulu taşınmazları, araçları veya banka hesaplarındaki birikimleri üçüncü kişilere devretmek ya da nakde çevirmek gelmektedir. Toplumda yaygın olarak bu tür tasarrufların diğer eşin hak iddia etmesini tamamen engelleyeceği düşünülse de Türk Medeni Hukuku ve yerleşik Yargıtay içtihatları bu durumu oldukça sıkı denetim mekanizmalarına bağlamıştır. Evlilik birliği sürerken veya boşanma davası arifesinde yapılan her tasarruf otomatik olarak "mal kaçırma" sayılmadığı gibi, salt tapu ya da ruhsat devrinin tamamlanmış olması da karşı tarafın katılma alacağını ortadan kaldırmamaktadır.
Yasal Çerçeve ve Temel Karine
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, eşler arasında aksine bir sözleşme akdedilmemişse yasal "edinilmiş mallara katılma rejimi" geçerlidir. Kanunun 222. maddesinin son fıkrası açık bir karine koymaktadır: Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Eşler arasındaki mal rejimi ise boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer.
Tasfiyenin temel kuralı, mal varlığının rejimin sona erdiği anda mevcut bulunmasıdır. Ancak Kanun koyucu, kötü niyetli devirlerin önüne geçmek amacıyla229. maddede "eklenecek değerler" müessesesini düzenlemiştir. Buna göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde karşılıksız yaptığı kazandırmalar ile evlilik süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla gerçekleştirdiği devirler, fiilen elden çıkarılmış olsalar dahi hesaben mevcut kabul edilerek tasfiye masasına eklenir.
Yargıtay Mal Kaçırma Kastını Nasıl Tespit Ediyor?
Yargıtay 2. ve 8. Hukuk Dairelerinin istikrar kazanmış kararlarında, bir tasarrufun katılma alacağını azaltma kastı taşıyıp taşımadığı somut olayın özelliklerine göre şu kriterlerle incelenmektedir:
Zamanlama ve Ayrılık Dönemi: Devir işleminin boşanma davasının açılış tarihine çok yakın bir zamanda yapılması güçlü bir mal kaçırma göstergesidir. Nitekim Yargıtay, boşanma davasından 2 gün, 4 gün veya birkaç ay önce yapılan devirleri kasten yapılmış tasarruf olarak değerlendirerek tasfiyeye dahil etmektedir. Eşlerin ayrı yaşadığı veya aralarında şiddetli geçimsizliğin baş gösterdiği dönemde yapılan devirler de aynı kapsamda kabul edilmektedir .
Akrabalara Devir ve Fiili Kullanımın Sürmesi: Taşınmaz veya araçların anne, baba, kardeş ya da ortak çocuk gibi yakınlara devredilmesi; özellikle devir sonrasında da devreden eşin söz konusu evde oturmaya veya aracı kullanmaya devam etmesi muvazaa ve mal kaçırma kastının açık delili sayılmaktadır .
Gerçek Değerin Altında Satış: Malın piyasa rayicinin çok altında bir bedelle devredilmesi veya tapudaki bedel ile gerçek değer arasındaki bariz orantısızlıklar muvazaanın varlığına işaret etmektedir.
Satış Bedelinin Akıbeti ve Hayatın Olağan Akışı: Eşin "malı sattım ama parasını harcadım/tükettim" şeklindeki savunmaları hayatın olağan akışına aykırı görülmektedir. Satış bedelinin kısa sürede nereye harcandığını ispat yükü devri yapan eştir; meşru bir harcama kanıtlanamadığı takdirde bedel tasfiye hesabına eklenmektedir.
Her Elden Çıkarma Mal Kaçırma mıdır? (Meşru Tasarruflar)
Evlilik birliği içerisinde eşlerin tasarruf özgürlüğü tamamen kısıtlanmış değildir. Yargıtay kararlarında açıkça vurgulandığı üzere; sağlık harcamaları, zorunlu borç ödemeleri, ailenin olağan geçim ve sosyal
ihtiyaçları ya da ticari faaliyet kapsamında yeni bir mal alımı gerekçesiyle yapılan satışlar hayatın olağan akışına uygun kabul edilmekte ve mal kaçırma olarak nitelendirilmemektedir.
Eğer eşler arasında henüz hiçbir geçimsizliğin bulunmadığı, evliliğin olağan seyrinde devam ettiği geçmiş dönemlerde bir tasarruf yapılmışsa ve karşı taraf bu işlemde katılma alacağını azaltma kastı bulunduğunu ispatlayamazsa, söz konusu mallar tasfiye hesabına dahil edilmez.
SonuçBoşanma aşamasında mal kaçırma amacıyla yapılan devirler, diğer eşin alacak hakkını tamamen ortadan kaldırmaz. TMK m. 229 uyarınca söz konusu mal varlıkları değer olarak tasfiyeye eklenir ve tasfiye tarihindeki güncel sürüm (rayiç) değerleri üzerinden katılma alacağı hesaplanır.
Tarafların, iddia ve savunmalarını zamanlama, banka hareketleri, borç ödeme belgeleri ve hayatın olağan akışı ilkeleri çerçevesinde ispatlaması davanın neticesini belirleyen temel unsurdur.
Esenlikle ve sağlıcakla kalınız.
Av. Serra HAYMA
serrahayma@gmail.com - 0541 870 76 72