Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda seçim atmosferi artık kendisini iyice hissettirmeye başladı. Resmi seçim takvimi henüz açıklanmasa da kulis söylentilerine göre eylül sonu ya da ekim başında seçim gerçekleştirilecek. Hal böyle olunca da bir yandan kentin iş dünyasında ziyaretler hız kazanırken, diğer yandan ise adayların söyledikleri kadar nasıl bir yönetim anlayışı izleyeceği merak ediliyor.
Bu yarışın iki güçlü ismi var. Mevcut BTSO Başkanı İbrahim Burkay, görev süresinde hayata geçirilen TEKNOSAB, GUHEM, BUTEKOM ve Model Fabrika gibi projelerin oluşturduğu birikimle yeniden üyelerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Diğer tarafta ise Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı, "Birlikte Güçlü, Birlikte İleri" söylemiyle değişim vurgusunu öne çıkarıyor. Görünen o ki bu seçim yalnızca iki adayın rekabeti değil, BTSO'nun önümüzdeki yıllarda nasıl yönetileceğine dair farklı yaklaşımların da karşılaşması olacak. Bir nevi bu seçim Bursa’nın geleceği için önem arz edecek.
Dün akşam Uludağ Gazetesi olarak Özer Matlı'nın "Birlikte Çalışma Merkezi" açılışını yakından takip ettik. Matlı’nın konuşması boyunca hem atmosferi hem de verilen mesajları gözlemleme fırsatım oldu. Uzun süren konuşmanın ardından akşam sonunda aklımda kalan sadece bir konuşma değil, ilk izlenimin nasıl oluştuğunu gösteren küçük ama önemli ayrıntılar da oldu.
MATLI’nın İLK LANSMANINA BİR İKİ KÜÇÜK NOT...
Lokasyon olarak “Matlı Plaza” seçimi, aslında niye burada yapılıyor? düşüncesinde olan herkes, sebebini merak etmiyor da değildi. Giriş Atmosferi güzeldi. İnsana samimi gelen bir dizayn oluşturulmuş, organizasyon geniş alanla rahatlatılmış ve ikramlar da yemek beklentisi olanlarda da doyurucu etki yaratmıştı. Fakat aylardır neredeyse Bursa İş Dünyası’nda konuşulan tek konunun BTSO başkanlığının bu yıl çetin geçeceği olması, Matlı’nın basın mensuplarına vereceği lansman ile daha da önem kazandı. Buraya kadar her şey çok güzel.
Fakat; açılış için seçilen saatin uygun olup olmadığı ise bir iki kelamı etmeden geçemeyeceğimiz bir konu. Sıcaklar düşünülerek, program için 20.00 olarak seçilen saatin de handikapları vardı. Gün içinde ağustos sıcağı ile birlikte zaten performansın tam sağlanamadığı, aylardır düzensiz giden ekonominin bir fiil içinde olan sanayicinin, esnafın, tüccarın katılımları zayıftı. Üstelik , genellikle uzun izinlerini tatil maksatlı bu ayda kullanan basın mensuplarının olmayışı da bir etkendi. Kaldı ki, davete iştirak eden ve gündüz bu sıcakta sahada çalışan basın mensuplarının mesai sonrasındaki mesaisi yorucuydu. Böyle bir organizasyon biraz daha erken bir saatte daha serin bir yerde yapılsa belki ortamdaki enerji farklı bir noktaya taşınabilirdi. Açılış konuşmasının yapıldığı yer oturma alanlarından yoksunken, konuşmanın uzamasıyla birlikte dikkatler dağıldı.
Teknik tarafta da küçük eksiklikler göze çarptı. Organizasyonun bazı bölümlerindeki koordinasyon eksikliği, yaşanan teknik aksaklıklar, buluşmada zaman zaman akıcılığı düşürdü. Bir basın mensubu olarak gördüklerimizi yazmak vazgeçilmezimiz. Elbette, bunlar açılışın önüne geçen sorunlar değildi. Fakat yeni bir platformda karşılaştığımız ilk izlenim dediğimiz şeyin bazen tam da bu ayrıntılarla şekillendiği de insanın aklında kalanlardan oluyor. Yıllardır Bursa Ticaret Borsası Başkanlığını başarı ile yürütmüş deneyimli bürokratın, aylar öncesinden hazırlıklara başladığı ekibiyle bu konuları bir kez daha gözden geçireceğinden hiç şüphemiz yok. Eksiklikler ve takdirler BTSO Başkan Adayı Matlı’nın nazar boncuğu olsun diyerek geçmek bize göre en doğrusu...
"SEÇİM OFİSİ" değil, "ÇALIŞMA MERKEZİ"
Matlı'nın konuşmasının en dikkat çekici kısımlarından biri, seçilen “karargâhın” ismiydi.
Buraya özellikle "seçim ofisi" demediklerini söyledi. Onun yerine "Birlikte Çalışma Merkezi" ifadesini tercih ettiklerini anlattı. Bu aslında kampanyasının temel yaklaşımını da özetliyordu. Bana göre birlik ve beraberlik vurgusu programın ana fikriydi. Seçim şarkısındaki birliktelik vurgusu da bunu destekliyordu.
Matlı konuşması boyunca sık sık “60 bin üye”ye atıfta bulundu. Odanın yalnızca büyük sanayicilerin değil, Kapalı Çarşı'daki esnaftan organize sanayi bölgelerindeki üreticiye kadar herkesin ortak kurumu olması gerektiğini anlattı.
Hatta bunu birkaç cümlede daha net ortaya koydu.
"Kurum kimin için vardır, gücünü kimden alır, kime hesap verir?" diye sordu. Ardından da bu soruların cevabının 60 bin üyede olduğunu söyleyerek adaylığını bir makam arayışı olarak değil, sahada duydukları ihtiyacın karşılığı olarak tarif etti.
Bu söylem aslında konuşmanın alt metnini hepimize verdi.
"Ayrıcalık değil, adalet"
Konuşmanın en akılda kalan bölümlerinden biri de peş peşe sıraladığı kısa cümlelerdi.
"Ayrıcalık değil adalet."
"Mesafe değil temas."
"Söz değil sonuç."
"Yalnızlık değil dayanışma."
"Kibir değil empati."
"Tek adamlık değil birlikte yönetim."
Bu ifadeler katılımcılardan da karşılık aldı. Aslında burada vermek istediği mesaj oldukça netti. BTSO'nun daha fazla temas eden, daha ulaşılabilir ve üyelerin kendini karar mekanizmasının içinde hissedeceği bir yapıya dönüşmesini hedeflediğini anlattı. Kısacası “Birlik, beraberlik”
Konuşmanın ilerleyen bölümlerinde bunu destekleyen başka bir vurgu daha yaptı.
"Kapı kapı gezdik, üyelerimizin gözünün içine baktık." diyerek kampanyasını masa başında hazırlanmış metinlerle değil, sahadaki birebir temaslarla şekillendirdiklerini söyledi. Ama ne de olsa 60 bin üyenin gözünün içine bakmak zor, kaç üyenin gözünün içine baktıkları ise henüz belli değil.
En somut vaat: Meslek komiteleri
Konuşmada en somut vaat 70 meslek komitesine ilişkin anlattıklarıydı.
Matlı, komitelerin yalnızca sorun aktaran yapılar olarak kalmayacağını söyledi.
Her komitenin hedefi olacağını, yetkileri olacağını, kendi çalışma bütçelerine kaynak sağlanacağını ve bu kaynağı kullanarak proje geliştiren ve sonuç üreten yapılar hâline getireceklerini ifade etti. Aslında BTSO'nun en önemli mekanizmalarından birinin tam da burasının olduğu, üyelerin yönetime ilk temas edilen yerin “meslek komiteleri” olduğunu üzerine basarak vurguladı.
Mevcutta bugün birçok üyenin “sesimiz gerçekten duyuluyor mu?” sorusuna Matlı'nın verdiği vaat “cuk” oturmuş oldu. Fakat bir gerçek var ki bunu da gözden kaçırmayalım. Biz halk olarak seçim ve vaatler konusunda çok tecrübeli bir milletiz. Bunları gerçekleştirmek için önce bir yetki gereklidir ve üstelik bu konu Burkay yönetiminde bilinmedik bir konu da değildir. Elbette bir rakip vardır ve “vaatleri” de olacaktır. Günü geldiğinde bu karşılaştırma ve yorumlar yapılacaktır.
YETİŞMİŞ İNSAN KAYNAĞINA ÇARE : EĞİTİM...
Konuşmanın dikkatimi çeken bir başka tarafı ise mesleki eğitim konusuydu.
Bursa üretim kenti. Otomotivden tekstile, makineden gıdaya kadar birçok sektörde güçlü.
Fakat aynı zamanda yıllardır konuşulan ortak bir sorun var: Yetişmiş insan kaynağı.
Matlı'nın daha önce kamuoyuyla paylaştığı ve konuşmasında da işaret ettiği "Sınıfta 4 Ay, İşletmede Mesleki Eğitim Programı" tam da bu noktayı tanımlar nitelikte ciddi bir konu. Modelin mantığı oldukça dikkat çekici. Öğrenci uzun süre teoride beklemek yerine kısa bir eğitim sürecinin ardından doğrudan işletmenin içine giriyor. Matlı, okul ile üretim sahası arasındaki mesafeyi kısaltan bir sistem öneriyor.
Ben bunu dinlerken aklıma şu geldi.
Aslında bu, klasik anlamda bir kurs ya da dershane mantığı değil. Daha çok sanayinin kendi ihtiyacını yetiştireceği uygulamalı bir eğitim modeli. “Kendin pişir, kendin ye” mantığı.
Bursa'da özellikle ara eleman sıkıntısının yıllardır konuşulduğu düşünülürse, bu başlık seçim döneminin en fazla konuşulacak vaatlerinden biri olabilir.Elbette ayrıntıları henüz açıklanmış değil. Zaten Matlı, bütün ticaret ve sanayi alanlarını kapsayan Bursa Dönüşüm Planı'nı yakın zamanda düzenleyeceği basın toplantısıyla kamuoyuna aktaracağını da söyledi. Bu projenin alt başlıkları çoğu kişinin beklentisi için önemli.
EŞİTLİK SÖYLEMİ VAATTEN ÖTEYE GEÇEBİLİR Mİ?
Matlı’nın ajandasında dikkat çeken başka bir ifade daha vardı. Eşitliğin herkese aynı şeyi söylemek değil, her sektörün ihtiyacını doğru anlamak olduğunu belirtti. Esnaftan ihracatçıya, küçük işletmeden teknoloji girişimcisine kadar herkesin aynı planın içinde yer alacağını söyledi.
"Hiçbir sektör dışarıda kalmayacak, hiçbir üye geri bırakılmayacak." ifadesi bir slogan niteliğindeydi.
Ayrıca Matlı yürüttükleri çalışmaları kendi imkânları ve kendi bütçeleriyle sürdürüldüğünü özellikle vurguladı. Bu da mevcut oda kaynaklarının seçim sürecinden ayrı tutulduğu mesajını verme çabası olarak okunabilir.
BURKAY DÖNEMİ “VİZYON PROJELER” İLE ÖNDE...
Matlı “birliktelik” ruhunu ateşlemek için Burkay ve Yönetimini de konuşmasına dahil ederek; “ Öte yandan bu yarışı değerlendirirken mevcut yönetimi yok saymak da doğru olmaz. İbrahim Burkay döneminde BTSO'nun büyük ölçekli vizyon projeleriyle öne çıktığı bir gerçek. TEKNOSAB'dan GUHEM'e, BUTEKOM'dan Model Fabrika'ya kadar birçok yatırım bugün Bursa'nın kurumsal hafızasında yer etmiş durumda.” dedi.
Hazır Bursa’nın büyük projelerinden bahsederken Burkay’ın geçtiğimiz günlerde Merinos’un en büyük salonunda TEKNOSAB KOBİ OSB projesi tanıtımı oldukça fazla katılım aldı.
Dolayısıyla üyelerin önünde oluşan tablo aslında iki farklı yaklaşımı karşılaştırıyor.Bir tarafta büyük ölçekli yatırımlar ve kurumsal projeler. Diğer tarafta üyeyle daha yakın temas kurmayı, komiteleri güçlendirmeyi ve karar süreçlerini ortak akılla yürütmeyi vadeden bir yönetim anlayışı.
Sorular yakında cevaplarını bulacak...
Gecenin sonuna doğru Matlı, yakın zamanda geniş kapsamlı bir basın toplantısı düzenleyeceğini açıkladı. Üstelik bunu söylerken gazetecilerin özgürce soru sorabileceğini özellikle vurguladı. Basın mensubu olarak bu kısmı önemli buldum. Çünkü seçim dönemlerinde hazırlanan metinlerden çok, hazırlıksız gelen sorulara verilen cevaplar daha fazla fikir verir.
Dün akşam bana göre bir sonuç değildi seçim yarışının tonunu belirleyen ilk güçlü adımlardan biriydi. Şimdi gözler hem mevcut yönetimin yeni döneme ilişkin söylemlerinde hem de Özer Matlı'nın açıklayacağı “Bursa Dönüşüm Planı” nda olacak.
Hal böyleyken bize de çalışmaları yakından takip etmek “Hak eden kazansın” demek düşer.
Kalın sağlıcakla