bursagorus.com.tr
2026-06-02 17:28:51

BURSA'NIN GÖZBEBEĞİ KÜLTÜRPARK-LUNAPARK PİSLİKTEN GEÇİLMİYOR...

Zeynep Sude Yavuz

vrnhaber@gmail.com 02 Haziran 2026, 17:28

Bir lunaparka gitmek, çoğu insan için gündelik hayatın stresinden uzaklaşmak, eğlenmek ve biraz nefes almak anlamına gelir. Renkli ışıklar, çocuk sesleri, oyun makinelerinin ritmi ve kalabalığın enerjisi ilk bakışta keyifli ve canlı bir tablo çizer. Bursa da bu tablonun en hareketli şehirlerinden biri. Yeşiliyle, sosyal yaşam alanlarıyla ve özellikle hafta sonları artan yoğunluğuyla lunapark ve benzeri eğlence alanları adeta ziyaretçi akınına uğrar.

Dün yaşanan deneyim de tam olarak bunu hatırlatacak türdendi. Lunaparkın genel atmosferi gözlerimizi boyasa da, alt metinde bambaşka bir hikâye yatıyordu. Çekirdek kabuklarıyla kaplanmış yürüyüş yolları, yere atılmış plastik şişeler, yarım bırakılmış yiyecekler ve gelişigüzel bırakılan ambalajlar…

Bu durum yalnızca tek bir mekânın sorunu olarak görülemez. Çünkü benzer manzaralar, farklı şehirlerdeki parklar, sahiller, mesire alanları ve hatta şehir merkezlerinde bile sıkça karşımıza çıkıyor. Anlamıyorum. İnsanlar eğlenirken akıllarını mı bırakıyor?

SORUMLULUK BELEDİYEYE Mİ AİT?

Bu tür olaylarda ilk akla gelen genellikle “temizlik yapılmıyor” eleştirisi oluyor. Elbette kamusal alanların temizliği belediyelerin ve işletmelerin sorumluluğundadır. Düzenli bakım yapılması, çöp kutularının yeterli sayıda olması ve temizlik ekiplerinin etkin çalışması gerekir. Zaten parkın farklı noktalarına yerleştirilmiş çöp kutuları da bunun için var. Ancak buna rağmen bazı alanlarda ortaya çıkan manzara, sorunun yalnızca belediye kusuru ile açıklanamayacağını da açıkça ortaya koyuyor. Çünkü mesele, çöp kutusunun varlığı değil, nasıl kullanıldığıdır. Daha doğrusu kullanıldığından emin olmaktır (!)

Rezalet bir görüntü var. İnsanı utanca sokacak türden. Çimenler tahrip edilmiş, her yerde izmaritler, pet şişeler ve çekirdek kabukları var. İlla bir şeyleri önlemek için yasaklanması mı gerekiyor? Oyuncakların bulunduğu alan ise daha da kötü durumda. Çöp kutuları olmasına rağmen, kabukların çöpe atılmak yerine çöp kutusunun yanına, yere atılması inanılır gibi değil.

Birçok kişi, “nasıl olsa temizleniyor” düşüncesiyle hareket ediyor. Bu düşünce tehlikeli bir rahatlığa dönüşüyor. Oysa kamusal alanlar, kimsenin şahsi mekanı değil. Bu yüzden korunması herkesin görevi, saygı duyulması ise zorunludur.

NORMALLEŞEN (!) BİR KİRLİLİK KÜLTÜRÜ

En dikkat çekici noktalardan biri, bu görüntülerin artık şaşkınlık yaratmaktan çok “alışılmış” hale gelmesi. Yere çekirdek kabuğu atmak sıradan bir davranış gibi görülüyor. Bu normalleşme, zamanla daha büyük bir duyarsızlık zincirini besliyor. Bir kişi yere çöp attığında başlayan küçük bir ihmal, kalabalık arttıkça büyük bir kirlilik tablosuna dönüşüyor “O atmış ben de atayım ne olacak ki?” diye başlayan her cümle, sorumluluğu tamamen ortadan kaldıran bir umursamazlığı büyütüyor. En kötüsü, bu tablo bir süre sonra kimseyi rahatsız etmemeye başlıyor. İşte gerçek sorun da tam burada başlıyor: Evinizi de bu şekilde kirletiyor musunuz?

ÇOCUK GÖZÜ İLE ÇEVRE

Çocuklar için lunapark gibi alanlar yalnızca eğlence mekânları değil, aynı zamanda birer sosyal öğrenme alanıdır. Çocuklar burada sadece oyun oynamaz, aynı zamanda gözlemler. Yetişkinlerin yere çöp atması, çevreye karşı kayıtsız davranması, çocuklar için olumsuz bir örnek oluşturur.

Tam da bu nedenle çevre bilincinin küçük yaşlarda kazandırılması büyük önem taşıyor. Son günlerde Osmangazi Belediyesi'nin Dünya İklim Günü kapsamında düzenlediği “Geleceğimiz İçin Bugünden Harekete Geç” etkinliği de bu açıdan dikkat çekici bir çalışma oldu. Çocuklara sıfır atık, geri dönüşüm, enerji tasarrufu ve doğayı koruma konularında eğitimler verildi. Çünkü çevreye duyarlı bireyler bir günde yetişmiyor. Çevreyi koruma alışkanlığı, çocukluk yıllarında kazanılıyor. Bir yanda çocuklara geri dönüşümün ve doğayı korumanın önemi anlatılırken, diğer yanda yetişkinlerin eğlence alanlarını hayasızca çöplüğe çevirmesi ise üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Çocuklara verilen mesajların kalıcı olabilmesi için, büyüklerin de bu konuda örnek olması gerek. Aksi halde anlatılanlar sınıfta kalırken, kötü örnekler günlük hayatın içinde etkisini göstermeye devam eder.

***

Bursalı bunu yapmaz! Peki bu ARAPLAŞMIŞ KÜLTÜR'ün sahipleri kim?

Unutmayalım, yere attığımız her çöp sadece çevreyi kirletmiyor, toplumsal sorumluluk bilincimizin de ne kadar zayıfladığını gösteriyor. Bu manzarayı yaratanlar için son söz şöyle olmalıdır; Bu yerlere düşüncesizce saçtığınız pisliğiniz, senin kaybettiğin onursuz utancınla birlikte çocuklarına hak gördüğün dünyadır...Peki böyle bir dünya bırakacaksan o çocukların günahları neydi? varın gerisini siz tamamlayın...

Affedersiniz, çöpünüzü değil belki ama utancınızı yere düşürmüşsünüz.

Kalın Sağlıcakla…

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.