05.10.2021, 22:35

Paris

1992 yılının Haziran ayıydı. Rio de Janeiro’da, Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı yapılıyordu. Diğer adıyla Dünya Zirvesi. İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, bu zirvenin çıktılarından biriydi.  Bu alandaki ilk uluslararası sözleşmeydi; önemliydi.

Atmosferdeki seragazı konsantrasyonlarını sabitlemek için ülkelere bir çağrı yapılıyordu bu konferansta. 154 ülke İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ni imzaladı Rio’da. Sonraki yıllarda imzacıların sayısı arttı. Türkiye bu sözleşmeye 2004 yılında resmen taraf oldu. İmzalanan sözleşmenin yaptırım gücü fazla değildi. Farklı bir yasal düzenleme uygulanmalıydı.

1997 yılıydı. Japonya’nın Kyoto kentinde buluşuldu bu sefer. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolü kabul edildi. Kyoto protokolü 1992 İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin peşine düşüyordu. Yüksek sera gazı emisyonlarından sorumlu olarak gördüğü gelişmiş ülkelere bağlayıcı hükümler getiriyordu. Karmaşık onay süreçleri nedeniyle Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe girmesi 2005 yılını buldu. Kyoto protokolü ülkelerin kendilerine özgü emisyon azaltım hedefi koyduğu ve yasal olarak bağlayıcı hükümleri kabul ettiği ilk anlaşma olduğu için önemliydi. ABD, Çin, Hindistan gibi ülkelerin bu protokolü yürürlüğe sokmamaları nedeniyle, protokolün etkisi çok sınırlı kalmıştı. Büyük emisyon yayan bu ülkelerin de sürece bir şekilde dahil edilmesi gerekiyordu. Yeni bir anlaşma yapılmalıydı.

2015 yılının Aralık ayıydı. Adres Paris’ti. Eyfel Kulesi’nin ışıkları “1,5Derece” diyordu sıcaklıklarla ilgili iklim hedefini hatırlatırcasına. Ülkeler Paris İklim Anlaşması’nı imzalayarak emisyon azaltım sözü veriyorlardı. Küresel emisyonların %97’sinden sorumlu olan ülkeler, konferans öncesinde iklim taahhütlerini sunmuşlardı. 160 ülke Paris’te verdikleri sözleri ülkelerinde onaylayarak yürürlüğe koydular.  

Paris Anlaşması, Kyoto Protokolü’nden biraz farklıydı. Kyoto Protokolü tepeden inme bir yaklaşım izliyor, sadece gelişmiş ülkelere yaptırımlar uygulamayı öngörüyordu. Paris anlaşması bütün tarafları, zengin veya fakir, gelişmiş veya gelişmekte olduğuna bakmaksızın, sorumluluk almaya ve sera gazı emisyonlarını azaltmaya çağırıyordu. Ülkelerin kalkınma ve teknolojik gelişmişlik seviyeleriyle uyumlu bir şekilde kendi emisyon hedeflerini koymaları bekleniyordu. Anlaşmada, sanayi devriminden bugüne kadar 1°C’ye ulaşan küresel ısınmanın 2°C’nin altına indirilmesi ve mümkün olduğunca 1,5°C seviyelerinde tutulması için kararlı adımlar bekleniyordu.

Paris Anlaşması’nın, hedefini tutturamayan ülkeler için sert cezaları yoktu belki, ama ülkelerin bağımsız ve kolektif hedeflerine doğru gidişatlarını izlemek, raporlamak ve değerlendirmek için sağlam bir sistem kuruyordu. Sonraki beş yıl için ülkelerin yeni hedeflerini bildirmelerini bekliyordu. Paris Anlaşması 22 Nisan 2016’da, Dünya Günü’nde, yürürlüğe kondu. Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle Kyoto Protokolü yürürlükten kaldırıldı.

Ek 1 ve Ek 2 Meselesi

2020 yılına geldiğimizde Paris Anlaşması imzacılarının sayısının 197’ye ulaştığını görüyoruz. Anlaşma, imzacı ülkeleri üç farklı grupta sınıflandırıyor:  Gelişmiş ülkeler, özel finansal yükümlülükleri olan gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler. Gelişmiş ülkeler, EK 1 ülkeleri olarak da biliniyor. Bu ülkelerin arasında demokrasiye ve Pazar ekonomisine geçiş sürecinde olan Doğu Avrupa ülkeleri de var. Bu ülkelerin hepsi OECD ülkesi. Ek 1 ülkelerine yapılan çağrı, insan kaynaklı sera gazı emisyonlarını sınırlandırmak için gereken önlemleri almaları ve attıkları adımları raporlamaları yönünde. Özel finansal yükümlülükleri olan Ek 2 ülkelerinin ise gelişmekte olan ülkelerin iklim mücadelesinde ortaya çıkacak maliyetleri karşılamaları isteniyor. Ek 2 ülkeleri Ek 1 listesindeki OECD ülkelerini kapsıyor ancak geçiş ekonomisinde olan ülkeleri kapsamıyor.

Ek 1 listesine dâhil olmayan ülkeler genellikle gelişmekte olan ülkeler. Bu gruptaki bazı ülkeler iklim değişikliğine karşı kırılgan ülkeler olarak kabul ediliyor. Deniz seviyesi düşük olan veya çölleşme ve kuraklığa maruz kalacak ülkeler bu grupta yer alıyor. Ekonomisini fosil yakıt üretim ve ticaretine bağlamış diğer ülkeler ise iklim değişikliği uyumunun ekonomik etkilerine maruz kalacakları için kırılgan kabul ediliyorlar. Anlaşma bu kırılgan ülkelerin yatırım, garanti ve teknoloji transferi gibi özel ihtiyaçlarını dikkate alıyor. Ek 1 listesinde yer almayan bu ülkeler Ek 2 listesindeki ülkelerin sağlayacağı finansal desteklerden faydalanabiliyor.

Türkiye

Türkiye, Paris Anlaşması’nı imzalamış ancak henüz ulusal mevzuatına henüz dâhil etmemiş ülkelerden biri. Ancak 22-23 Kasım’da Glasgow’da yapılacak iklim zirvesinden önce Paris anlaşmasını parlamentoya sunmayı planlıyor.

Türkiye’nin Ek 1 ve Ek 2 listeleri açısından karışık bir durumu var. Anlaşmanın yürürlüğe konması bu nedenle gecikti.

Paris Anlaşması’na kadar, Türkiye “özel şartları olan” Ek 1 ülkesi gibi işlem görüyordu. Yani endüstrileşmiş bir ülke olduğu kabul ediliyordu fakat ciddi emisyon azaltımları için yaptırımlara tabi değildi. Diğer ülkeleri desteklemek gibi bir zorunluluğu yoktu. Ancak Paris Anlaşması’nda, Türkiye gelişmiş ekonomiler listesi altında ani Ek 1 listesinde yer alıyor ve özel durumunun korunup korunmayacağı ile ilgili bir belirsizlik söz konusu. Türkiye’nin Paris Anlaşması çerçevesinde emisyon hedeflerine ulaşma yolunda iklim finansmanı için destek alıp alamayacağı bu belirsizliğin giderilmesine bağlı. Türkiye, 10 Eylül 2021’de Birleşmiş Milletler’e Ek 1 listesinden çıkarılması talebini tekrar iletmiş bulunuyor.

Ülkemizdeki gelişmeleri birlikte izleyeceğiz elbette. Gerek Paris Anlaşması gerek Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat şartları, ekonomik ve sosyal bir dönüşüm gerektiriyor. Emisyon ticareti ve karbon vergisi konuları için hazırlıkların tamamlanması, sera gazı azaltım stratejilerinin sadece geliştirilmekle kalmayıp uygulamasının sıkı denetim altında tutulması Türkiye’yi bekleyen meseleler arasında görünüyor. 

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 04 Şubat 2026
İmsak 06:47
Güneş 08:18
Öğle 13:10
İkindi 15:31
Akşam 17:52
Yatsı 19:17
6
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 20 49
2.  Fenerbahçe 20 46
3.  Trabzonspor 20 42
4.  Göztepe 20 39
5.  Beşiktaş 20 36
6.  Başakşehir FK 20 30
7.  Samsunspor 20 30
8.  Gaziantep FK 20 25
9.  Kocaelispor 20 24
10.  Alanyaspor 20 22
11.  Gençlerbirliği 20 22
12.  Çaykur Rizespor 20 20
13.  Antalyaspor 20 20
14.  Konyaspor 20 19
15.  Eyüpspor 20 18
16.  Kasımpaşa 20 16
17.  Kayserispor 20 15
18.  Fatih Karagümrük 20 9
Takımlar O P
1.  Amed SK 23 46
2.  Erzurumspor FK 23 45
3.  Esenler Erokspor 23 44
4.  Çorum FK 23 41
5.  Bodrum FK 23 39
6.  Pendikspor 23 39
7.  Bandırmaspor 23 36
8.  Boluspor 23 35
9.  Iğdır FK 23 34
10.  Keçiörengücü 23 33
11.  Van Spor FK 23 31
12.  Manisa FK 23 31
13.  İstanbulspor 23 31
14.  Sivasspor 23 30
15.  Ümraniyespor 23 27
16.  Sarıyer 23 27
17.  Serik Belediyespor 23 26
18.  Sakaryaspor 23 23
19.  Hatayspor 23 7
20.  Adana Demirspor 23 2
Takımlar O P
1.  Arsenal 24 53
2.  Manchester City 24 47
3.  Aston Villa 24 46
4.  Manchester United 24 41
5.  Chelsea 24 40
6.  Liverpool 24 39
7.  Brentford 24 36
8.  Sunderland 24 36
9.  Fulham 24 34
10.  Everton 24 34
11.  Newcastle United 24 33
12.  Bournemouth 24 33
13.  Brighton & Hove Albion 24 31
14.  Tottenham 24 29
15.  Crystal Palace 24 29
16.  Leeds United 24 26
17.  Nottingham Forest 24 26
18.  West Ham United 24 20
19.  Burnley 24 15
20.  Wolverhampton 24 8
Takımlar O P
1.  Barcelona 22 55
2.  Real Madrid 22 54
3.  Atletico Madrid 22 45
4.  Villarreal 21 42
5.  Real Betis 22 35
6.  Espanyol 22 34
7.  Celta Vigo 22 33
8.  Real Sociedad 22 28
9.  Osasuna 22 26
10.  Deportivo Alaves 22 25
11.  Athletic Bilbao 22 25
12.  Girona 22 25
13.  Elche 22 24
14.  Mallorca 22 24
15.  Sevilla 22 24
16.  Valencia 22 23
17.  Getafe 22 23
18.  Rayo Vallecano 22 22
19.  Levante 21 18
20.  Real Oviedo 22 16